TKP'nin 97'nci mücadele yılı etkinlikleri Bursa'da devam etti

TKP'nin 97'nci mücadele yılı etkinlikleri Bursa'da devam etti

Türkiye Komünist Partisi'nin 97'nci mücadele yılı etkinlikleri sürüyor. İzmir, Ankara ve İstanbul'un ardından bugün de Bursa'da "Bu düzen değişecek, sosyalizm kazanacak" etkinliği düzenlendi.

ürkiye Komünist Partisi'nin 97'nci mücadele yılı etkinlikleri sürüyor. İzmir, Ankara ve İstanbul'un ardından bugün de Bursa'da "Bu düzen değişecek, sosyalizm kazanacak" etkinliği düzenlendi. Etkinlikte Eğitim-İş ve Eğitim-Sen yöneticileri, reklamcı-tasarımcı Harun Karanfilci, yazar Hasip Akgül, Haziran Hareketi Bursa yürütmesi, Toplumsal Dayanışma oluşumu, Çağdaş Gazeteciler Derneği Bursa Şubesi yöneticileri de hazır bulundu. 

Bursa Çağdaş Gazeteciler Derneği Lokali'ndeki etkinlik açılış konuşması ve Enternasyonal Marşı'yla başladı. 

TKP Bursa İl Örgütü adına konuşan Yaşar Çelik, 97'nci yıl etkinlikler dizisinden, sosyalizm ve komünizm mücadelesinde TKP'nin hiç vakit kaybetmeksizin örgütlenmesi talebinin yüksek olduğu sonucunun çıktığını söyledi. 

"BURSA'DAKİ POTANSİYEL, TKP'NİN GÜÇLENMESİNİ DAYATIYOR"

Bursa'nın işçi sınıfı tarihi açısından büyük hareketlenmelerde öncü bir kent olduğunu ve her dönem önemli bir dinamik biriktirdiğini vurgulayan Çelik, TKP geleneğinin ve sınıf dinamiğinin her döneme damga vuran çalışmalarda bulunduğunu ifade etti. 

Bursa'daki işçi mücadelesi potansiyelinin, TKP'ye örgütlenmeyi ve güçlenmeyi dayattığını kaydeden Çelik, TKP'nin Bursa tarihinden, bulunduğu fabrikalardan ve çalışmalardan söz etti. Sınıf iradesinin sendikalarda kırıldığı bir dönemde işçilerin ve TKP dostlarının partili mücadeleye katılması gerektiğini belirten Çelik, Nestle, Bosch, Şişecam grevlerinde TKP'nin görevini ve öncülüğünü anlattı.

Memleketin, sermaye sınıfına çanak tutan CHP'ye ve HDP'ye ihtiyacının olmadığını, aksine TKP'nin güçlenmesine ihtiyaç duyduğunu vurgulayan Çelik, sözlerini "Yaşasın Türkiye Komünist Partisi" diyerek bitirdi.

"SOSYALİZMİN ZAMANI MI" SORUSUNUN DEFTERİ KAPATILMALIDIR

TKP Merkez Komite Üyesi Aydemir Güler de, Türkiye solunun geçmişindeki tekrarlardan ve kesintilerden söz ettiği konuşmasında, "Buna rağmen solun kaldığı yerden devam etme iradesi, inatçılığından ve toplumsal gerçekliğe ayak basmasından kaynaklanıyor" dedi. 

"Sosyalizmin zamanı mı" serzenişlerine dikkat çeken Güler, şöyle konuştu:

"Bu yaklaşım kökünden yanlıştır. TKP bu defteri kapatmaya çağırıyor. Bu yaklaşıma karşı makası açmak gerekiyor. TKP, insanlara sosyalizmin zorunluluğunu, insanların bütün sorunlarının çözümü olduğunu söylüyor. 'İnsanın insanı sömürmediği bir düzen nasıl ertelenir' sorusuna cevap aranmalıdır. Çözülemeyecek sorunlar, sosyalizmin önüne bahane olarak çıkarılmamalıdır. Örneğin adalet arayışına nasıl saygı duymayız, haklı bir arayıştır. Fakat bu talebi dillendirirken, nasıl bir adalet olduğunu düşünmenin ve kapitalizm koşullarının hüküm sürdüğü dönemde adalet talebinin boşa düştüğünü anlatabilmeliyiz. Çünkü kapitalizm hüküm sürerken adaletin sağlanabileceğini söylemek, yalana davettir. Sermayenin ve gericiliği hüküm sürdüğü, işçis sınıfına ve insanlığa saldırıların her geçen gün arttığı bir dönemde ne adalet ne özgürlük mümkündür." 

"SOSYALİZM İNSANLIKTIR, KAPİTALİZM İSE BENZİN TEKELLERİ"

Amerika ve bölgedeki kasırgadan örnekler veren Güler, "Florida'da insanlar mallarını, arabalarını alıp kaçtı, devlet buna çağrı yaptı. Küba'da ise insanlar kaldılar, komşusuna, eşine dostuna sahip çıktılar. Yunusları korumak için canla başka mücadele ettiler. Sosyalizm insanlıktır, kapitalizm ise benzin tekelleridir" dedi. 

"KAPİTALİZMDEN KOPAMAYAN CUMHURİYETİN YIKILACAĞINI BİLİYORDUK"

1917 ile 1923 aralığında kurulan TKP'nin Ekim Devrimi'nin bir çocuğu olarak ortaya çıktığını hatırlatan Güler, "Nasıl bir Türkiye istediğimizi biliyorduk: Ekim Devrimi'ndeki sosyalizmi istediğimizi söylerken, kapitalizmden kopamayan 1923'ün çökeceğini biliyorduk, bu yüzden sınıfsız topluma işaret ettik. TKP iki devrim arasında basit bir tezle ortaya çıktı. Bu tez, bu ülkenin bir sosyalist ülke olması gerektiği teziydi. Bugünden bakıldığında tezimizin doğrulandığı görülüyor, Türkiye Cumhuriyeti'nin kapitalizme bağlı olmasının, çöküşü barındırdığı kaçınılmazdı. Şimdi artık defteri kapatmanın zamanıdır. Ekim Devrimi'nin 100'üncü yılında, ülkenin komünist partisinin 97'nci yılında bunu yapmamızın tam zamanıdır. Ülke emekçilerinin iktidara yerleşme söylemini, artık ete kemiğe büründürme zamanıdır."