Okul sıralarına, derslere, eğitime, öğrenmeye ve bin türlü derde tasaya merhaba

Okul sıralarına, derslere, eğitime, öğrenmeye ve bin türlü derde tasaya merhaba

Türkiye Komünist Partisi yeni eğitim dönemini okul önlerinde bildiri dağıtarak karşıladı.

“Okul sıralarına, derslere, eğitime, öğrenmeye ve bin türlü derde tasaya merhaba” diyen bildirinin tam metni şöyle:

Çocuğunuz bir devlet okuluna kayıtlı.

Milli Eğitim Bakanı hiçbir öğrenciden beş kuruş para alınmayacağını ilan etti.

Ama siz okula bağış yaptınız. Mecburen...

Anayasaya göre devlet okullarında temel eğitim parasız.

Ama siz sınıfa kâğıt alınması, okulun temizliğinin yaptırılması, tuvalete konulacak sabunun alınması için çocuğunuzun sınıfındaki başka velilerle birlikte para topluyorsunuz. “Devlet bütçesinden bu okula ayrılan para artırılsın, eğitim araç gereçleri, odunu, kömürü, gazı bu bütçeden ödensin” demeniz gerekir ama “ben sınıf parası filan vermiyorum” demek o kadar kolay değil.

Kayıt sırasında okuldaki memurlarla sizi karşı karşıya getiren bakanlık, sizi aynı sınıftaki başka anne babalarla karşı karşıya getirecek: Sınıf parası vermezseniz, başka öğrencilerin hakkını yemiş olacaksınız. Bunu size, sizinle aynı dertlere sahip başka öğrenci aileleri hatırlatacak. Belki, gücünüz yetmediği için o parayı veremeyeceğinizi anlayıp sizi kollayacak başka aileler olacak ama yine de sık sık, çocuğunuza hatırlatacaklar yoksulluğunu...

Geçen yıl okul biterken “ne güzel bir insan ve ne kadar bilgili” dediğiniz solcu Fen Bilgisi öğretmeninin “FETÖ!” denilerek KHK ile uzaklaştırılmış olduğunu, fen derslerinin öğretmen gelene kadar boş geçeceğini öğreneceksiniz. Ve Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeninin değişmiş olduğunu. Önceki duruyor, bir de yenisi gelmiş diyeceksiniz. Eğitim Fakültesi mezunu değil, çocuk eğitimi dersi filan da almamış. Belki bulunduğunuz şehrin belediyesini kaptıran AKP, daha önce belediyenin bankamatik memuru yaptığı militanlarını şimdi din dersi öğretmeni yaptığı için gelmiş olacak okulunuza.

İngilizce ve Matematik derslerinin bu sene aynı kalıp kalmayacağını soracaksınız. Geçen yıl haftada 2 saatini daha kırpmışlardı bunların.

Bu sırada 500 bin öğretmenin atama beklediğini, “öğretmen açığının olmadığını” dinleyeceksiniz televizyon haberlerinde milli eğitim bakanından ya da müsteşarından!

Çocuğunuzu özel okula yazdırdınız.

Zaten devlet okulunda da bir sürü para topluyorlar.

Özel okula yazdırdınız ki, haftalık derslerin yarısını öğretmen bile olmayan AKP kadrolarının verdiği zorunlu, seçmeli din dersleriyle doldurmasınlar.

Özel okula yazdırdınız ki, daha iyi matematik öğrensin, daha iyi İngilizce öğrensin.

Ama evde huzurunuz kalmadı. Okul parasını ödemek için altına girdiğiniz kredinin altından kalkamıyorsunuz. Çalıştığınız işyerinde hakkınız yeniliyor, fazla mesaileriniz ödenmiyor ama siz gıkınızı çıkartamıyorsunuz çünkü işten atılırsanız okul taksitlerini ödeyemezsiniz.

Ama “daha iyi eğitim alırsa geleceği kurtulur” dediğiniz çocuğunuz öyle bir yarışın içinde ki sizin özel okula verdiğiniz para da bu yarıştan sağlam çıkmasına yetmiyor.

Youtube’da izlediğiniz video kafanıza takıldı: “Çocuğu hiç okutmasam, biriktireceğim parayla iki ev alıp hem kira derdinden kurtulurum hem de çocuğum bir kira sabit gelirini garanti eder” diyerek gülümsüyorsunuz.

Çocuğunu okutamayan ne çok anne baba var. Bir kısmı sokaklarda, çalışan ne çok çocuk var.

Diyelim, okuldan sonra bir işte çalışıp eve destek olmak zorunda kalmıyor çocuğunuz. “Biz yine şanslıyız, buna da şükür. Çocuğumuzu okula yolluyoruz” deyip şükredebilir misiniz?

Çocuğunuzun yüzünü göremiyorsunuzdur belki... Okul iyi de, çocuğun annesinden babasından öğrenecekleri yok mu? Psikolojik gelişimi için, öğretmenin veremediği sevgiyi verecek, ilgiyi gösterecek bir anne baba şart değil mi?

Gece 9’da çıktığınız banka şubesinden eve gelip, “oğlum sen hâlâ niye yatmadın? Sabah kaldıramıyorum sonra” diye bağıracaksınız çocuğunuza. Gelişmekte olan ülkeler içinde haftalık 60 saatlik çalışmayla birinci olan Türkiye’nin ölesiye çalışan bir emekçisi olmanızın hıncını, yatmayıp “cetvelle pergeli aldın mı” diye sormak için sizi bekleyen çocuğunuzdan çıkaracaksınız.

Bir çıkar yol yok mu?

Başka türlüsü zaten olmaz diyebiliyor musunuz?

Okumak ve okutmak için sadece hevesli olmak yetse olmaz mı? Okul dediğiniz, kim uçurumdan aşağı uçacak, kim sağ kalacak belirlemek için “sınav yarışlarının” yapıldığı bir arena olmak zorunda mı?

Türkiye Komünist Partisi, 2019 yılında ne çocuklarımızın ne de bizim bu bozuk düzeni hak etmediğimizi düşünüyor.

Çaresizlik içinde çırpınıp durmanın, “her koyun kendi bacağından asılır, en iyisi kurtar bacağını kasap çengelinden oğlum” diyerek çocuğunuzu dehlemenin, sadece parası olanın kazandığı bir bencillik oyununu oynamaya devam etmenin bir yararı yok.

Bir çıkar yol var.

Gücümüzü birleştireceğiz ve daha iyisini isteyeceğiz.

Okullara verilmeyen paranın batık şirket kurtarmak için patronlara verilmesine karşı çıkacağız.

Çocuklarımızı ucuna havuç asılı bir sopayı sırtına taktığımız değirmen beygirleri olarak yetiştirmeyeceğiz.

Okullar açılıyor.

Şimdi öğrenmenin zamanı.

Kardeş olmayı, birlik olmayı, insan olmayı, mücadele etmeyi ve teslim olmamayı öğrenmenin zamanı.

Öğretilmiş çaresizliklerimizi unutup, “bu düzen değişmeli, bu düzen değişecek” demenin zamanı.

Özel okulda ya da devlette öğretmen olan, atanamadığı için işsiz bekleyen, iş bulana kadar çalışacağı bir geçici iş bulmuş olan ya da bir dershanede karın tokluğuna çalışan öğretmenlerimiz...

Son sözümüz size.

Hep beraber kurtulacağız. Okul sıralarına doluşmuş öğrencileriniz, onların kaygılı ana babaları, sizler.

Bu düzen değişmeli, bu düzen değişecek.

Biz hazırız! Değiştireceğiz.

İndir