Kemal Okuyan: Sosyalizm bugün insanlık için fazlasıyla yakın

Kemal Okuyan: Sosyalizm bugün insanlık için fazlasıyla yakın

“Erdoğan’ın gitmesi elbette iyidir ama bunun faydalı bir şey olması için, bu süreçte emekçi halkın bağımsız bir siyasetle ağırlığını koyması gerekir. En azından bu açıdan bir hamle, gözle görülür bir gelişme yaşanması gerekir. TKP buraya bakıyor. Bu görevi burjuva siyasetçilerinin peşine takılarak yerine getiremeyiz.”

10 Eylül’de düzenlenecek olan partinin kuruluş yıldönümü etkinliklerine hazırlanan Türkiye Komünist Partisi’nin (TKP) Genel Sekreteri Kemal Okuyan, önemli açıklamalarda bulundu.

Boyun Eğme dergisinin 89. sayısında yer alan röportajı soL okurları için paylaşıyoruz:

  • Yaz ayları bir hazırlık dönemi olarak görülür. Oysa siyaset, sınıf mücadelesi hiç tatile girmez. Yine de sormak istiyorum, TKP yaz aylarını nasıl geçirdi?

Parti yaza girerken 12. Kongre’yi topladı. Kongre, partinin “sosyalizm” hedefini emekçi halk için somut-güncel bir seçenek haline getirme ve sürmekte olan örgütsel dönüşüme parti içi yaşam ve kadrolaşma başlıklarında yeni bir içerik katma açısından son derece önemliydi. Parti yazın tatile girmedi, bu hedefler doğrultusunda çalışmalarını sürdürdü. Ancak yaz aylarının bir özelliği var. Kimi kentlerde yaşamın ritmi düşüyor. Okulların kapanması bir başka olgu. Uzun bayram tatillerinin de yaz aylarına denk geldiği bir dönemdeyiz. Bunların etkisi oluyor. Bunun dışında hayat ve mücadele sürüyor. 

  • Yazın partinin eğitim kampı da gerçekleşti. Bundan istenen verim alındı mı?

Bence alındı. Katılan arkadaşlarımız da hoşnutlar. Ancak daha iyisini organize edebiliriz, edeceğiz de. Çok farklı konularda tartışmalar, sunumlar düzenlendi. Partinin işyeri birimlerini neden önemsediğini de konuştuk, sigara-alkol bağımlılığıyla mücadeleyi de. Kampa konuğumuz olarak gelen dostlarımızın büyük bölümü parti üyesi olmaya karar verdi.

  • Parti kuruluş yıldönümü olan 10 Eylül’e nasıl hazırlanıyor?

Geçmişimiz, komünistlerin bu ülkede ve dünyada vermiş olduğu mücadele elbette çok değerli. Ancak biz dünü yad etmek için toplantı düzenlemeyiz. Odaklandığımız bugünkü mücadeledir. Bu nedenle 10 Eylül 1920’de yola çıkan Türkiye Komünist Partisi’nin 97. yılını Türkiye’de sosyalizm mücadelesini yükselterek kutlayacağız. Evet, birçok kentte kitlesel etkinlikler düzenleyeceğiz ama sadece bu kadar değil. Parti 10 Eylül’ü merkeze koyan yoğun bir tanıtım ve örgütlenme çalışması sürdürüyor. Yeni örgütler kuruyor, binalar açıyoruz. Yayıncılık alanında yeni hamleler yapıyoruz. Parti üyeleri büyük bir özveriyle 10 Eylül’de olanaklarını zorlayarak toplu maddi katkıda bulunuyorlar. İşçi sınıfının örgütlü mücadeleye kazanılmasında özel bir rol üstlenecek Emek Merkezi çalışmalarına başlıyor. Kısacası 10 Eylül bizim için bir anma, bir kutlamadır ama bunun ötesinde bir sıçrama anıdır. Bu yıl parti büyük bir dinamizmle giriyor 10 Eylül’e.

  • Peki siyasal açıdan herkesin 2019 Cumhurbaşkanlığı’na odaklandığı bir döneme girilirken TKP bu düzeni sorgulayan, sosyalizmi bir seçenek olarak sunan bir siyasi çizgiyi emekçi halka anlatabilecek mi?

Bunun güçlüklerinin farkındayız. Bugünkü düzende siyaset sandıktan ibaret. İktidar için de muhalefet için de. 2014’te yerel seçim ve sonrasında cumhurbaşkanlığı seçimi. 2015’te ardı ardına yapılan iki seçim. 2017’de referandum. Bunların hepsinde dünyanın sonu ilan edildi sonra yeni bir tarihe randevu verildi. Hayat böyle devam ediyor. Devam eden sömürü düzeni, işsizlik, yoksulluk, savaş tehlikesi, gericilik-yobazlık. Bunların tek başına seçimle, sandıkla değişmesi olanaksız. Örgütlü bir toplum gerekiyor, örgütlü bir işçi sınıfı gerekiyor. En basit bir kazanım için, hakların korunması için de örgütlülük gerekiyor. Ancak bunun yerine siyasi ittifaklar, seçim işbirlikleri, Erdoğan’ı devirecek bir aday arayışı. Herkesin derdi bu.

  • İttifaklar, aday önemli değil mi?

Emekçi halk örgütsüzken, işçi sınıfının partisi henüz zayıfken ittifakla ne çözülecek? Emekçiler örgütsüzken kurtlar sofrasının mezesi olur. Ne ittifakı! Örgütlenmeden, mücadele etmeden gelsin beyaz atlı prens bizi kurtarsın! Ekmeleddin bu kafanın ürünüydü, olmadı. Varsayalım ki oldu, tuttu. 2014’te Erdoğan’ı alt etti. Bugün Türkiye daha iyi olmayacaktı, bunlar peri masalları. Ona oy verenlerin hiçbiri Ekmeleddin’in nasıl bir Türkiye istediğini bilmiyordu. Böyle saçmalık olur mu? Kılıçdaroğlu’nun nasıl bir Türkiye istediğini bilen var mı? Adalet istiyor. Tamam. Adalet istiyor ama NATO’yu da istiyor, Avrupa Birliği’ni de istiyor, uluslararası tekelleri istiyor, piyasa ekonomisini istiyor, “ılımlı laiklik” istiyor. Buradan adalet filan çıkmaz. 

  • TKP bu algıyı nasıl değiştirecek?

Sadece sosyalizmi, kurmak istediğimiz düzeni anlatarak bunu yapamayız. Ancak sosyalizmi anlatmadan da yapamayız. Anlatacağız, sabırla, sade bir biçimde. Erdoğan çıkıp “bunlar her şeye karşı çıkar” diyorsa biz de diyeceğiz ki, “20. yüzyıldan komünizmi çıkarın geriye ne bilim, ne sanat, ne kalkınma kalır, uydurmayın!” Komünizm hiç karmaşık olmayan bir toplumsal düzen. Anlatacağız. Ve anlatırken bugün işçi sınıfının, emekçi halkın yaşamındaki her tür iyileşme için tırnağımızla mücadele edeceğiz. Bu mücadele bugünkü düzeni düzeltmeyecek, daha güzel hale getirmeyecek. İnsanlar bu mücadelede dayanışmayı, zorbaları yenmeyi, güzeli-iyiyi yaratmayı öğrenecekler. Karşımızda yenilmeyecek bir güç olmadığını anlayacaklar. Bakın laiklik konusu. Biz eğer parti olarak insanlara “bugün yapacak bir şey yok, laiklik sosyalizmde” dersek saçmalarız. Bunu demiyoruz. Laiklik sosyalizmde ama bugün de laiklik için kavga veriyoruz, bazen yobazları geriletiyoruz. İşte Aydınlanma Hareketi, birçok aile çocuğunu zorunlu din dersinden muaf tutmayı becerdi. İmkansız deniyordu; biz bunları yaparız.

  • Ama insanlar biraz soluk almak istiyorlar. 2019’da Erdoğan’ın gitmesi kendi başına iyi bir şey değil mi? “Önce bir gitsin” bütünüyle yanlış bir strateji mi?

Bugünkü düzen içinde kalıp Erdoğan’ın gitmesi gerektiğini söyleyenler, bugünkü düzenin iç dinamikleri ile Erdoğan’ı göndermeye çalışanlardır. Bugünkü düzenin iç dinamiklerinde halkın iradesi değil büyük sermayenin niyetleri, emperyalizmin tercihleri belirleyicidir. Biz burada yokuz. Ve açıkça söylüyoruz. Bugün 2019 için oluşturulmaya çalışılan alternatif böyle bir alternatiftir, kimse kendini aldatmasın. Öte yandan, Erdoğan’ın gitmesi elbette iyidir ama bunun faydalı bir şey olması için, bu süreçte emekçi halkın bağımsız bir siyasetle ağırlığını koyması gerekir. En azından bu açıdan bir hamle, gözle görülür bir gelişme yaşanması gerekir. TKP buraya bakıyor. Bu görevi burjuva siyasetçilerinin peşine takılarak yerine getiremeyiz. 

  • Sosyalizm bir seçenek olarak sanki Erdoğan’ın var olduğu bir ülkede çok uzakta geliyor insanlara. Önce demokrasi ve adalet olsun deniyor.

100. yılını kutluyoruz, Rusya’da sosyalist devrim gerçekleştiğinde çarın düşmesinin üstünden sadece dokuz ay geçmişti. Sosyalizm, emperyalizmin can çekiştiği bir çağda hiçbir ülke için, ulus için uzak olamaz. Tam tersine sosyalizm bugün insanlık için fazlasıyla yakın bir seçenek.

  • Latin Amerika’da sosyalist olmayan ilerici rejimler bile tutunamazken sosyalist bir devrim nasıl mümkün olacak sorusunu soranlar var.

Adını da verelim Venezuela’da şu anda yaşanan karmaşa, ülkede iktidar fazla ileri gittiği için değil yeterince ileri gitmediği için ortaya çıktı. ABD’yi karşıya alacaksınız ama büyük tekeller ülkede faaliyetine devam edecek! Bu mantıksızlık. Dünyada düzen değiştirmeyen bir solun başarılı olduğu, iktidarda kaldığı görülmüş şey değil. Aynı şey zamanında Allende’nin başına geldi. Şili’de sosyalizmle kapitalizm arasında bir orta yol olabileceği fikri emekçi halka ihanetti. Bu ihanetin bedelini hep birlikte ödediler. Yazık oldu. Kapitalizm koşullarında özgürlük, adalet, demokrasi olmaz. 

  • Bütün bunlar TKP’nin 2019 seçimleriyle ilgilenmeyeceği anlamına mı gelir?

Hayır, bu anlama gelmez. Bir yıl, iki yıl, bunlar bazı açılardan büyük süreler. Biz bu süreyi işçi sınıfının lehine kullanmak istiyoruz. 2019’a gelindiğinde dengeler tamamen aynı kalacaksa sandıktan tavşan çıkar ama kurtuluş çıkmaz!