Gelenek'in 143. sayısı çıktı

Gelenek'in 143. sayısı çıktı

Türkiye’nin halen yayımlanmakta olan en eski Marksist dergisi Gelenek'in 143'üncü sayısı çıktı.

Türkiye Komünist Partisi'nin teorik yayın organı ve Türkiye’nin halen yayımlanmakta olan en eski Marksist dergisi Gelenek'in 143'üncü sayısı çıktı.

Gelenek'in bu sayısı Kemal Okuyan'ın 23 Haziran İstanbul yerel seçiminden sonra aldığı notlarla açılıyor. Okuyan, yalnızca İmamoğlu'na odaklanan herkesin hata yapacağının altını çizerken, yerli ve yabancı sermayenin Türkiye'deki arayışlarına dair bir çerçeve çiziyor.

Türkiye'de sermaye sınıfı tüm bileşenleriyle yol ararken, bu arayışın önemli göstergelerinden birisi her zaman dış politika, özellikle de bölgesel denemeler oldu. Suriye ise bu denemelerin pek çok açıdan en dramatik olanıydı. Ali Örnek, bugün gelinen noktada Suriye ile başka bir bölgenin, Kuzey Irak'ın arasındaki paralelliklerden yola çıkıyor. Suriye, Türkiye'deki devrimci mücadele açısından dikkatle izlenmeyi hak ediyor.

AKP döneminde Türkiye sermayesinin gözünü diktiği diğer bir bölge olan Balkanlar ise Ogün Eratalay'ın yazısının konusu. Eratalay, Türkiye burjuvazisinin Balkanlardaki varlığını analitik bir şekilde ele alırken, bölgesel incelemelerde Erdoğan'ın partisini merkeze oturtan dar yaklaşımın da dışına çıkıyor.

AKP iktidarından önce de bir mesele olan Kıbrıs'a odaklanan Anıl Çınar yine arayıştan yola çıkıyor ama bir sürekliliğin izini sürüyor. Türkiye sermayesi AKP dönemiyle kabuğundan çıktığında bir birikime ayağını basmıştı. Kıbrıs bu birikimi anlamak açısından önem taşıyor.

Afrika, AKP dönemi Türk dış politikasının gözardı edilemeyecek bir coğrafyası oldu. Türkiye'nin Afrika'daki arayışları elbette emperyalist sistemin kıtadaki işleyişiyle bağlantılıydı. Elçin Solmaz ve Ali Somel'in kolektif çalışması Afrika tarihine dair bir dönemlendirme denemesi yaparken hem Afrika'da bugün olan biteni anlamak için bir zemin kurguluyor, hem de AKP Türkiyesi'nin Afrika politikasını inceleyecek gelecek çalışmalar için de bir yol haritası çiziyor.

Gelenek, krizle ilgili çalışmalara yer vermeyi sürdürüyor. Doğa Can Oruçoğlu'nun kapsamlı yazısı, krizin yarattığı işsizlikten en çok canı yanan kesim olan gençliği mercek altına alıyor ve özenle cevap vermekten kaçınılan bir sorunun üzerine gidiyor: Bu düzende neden en çok gençler işsiz kalıyor?

Kriz, Türkiye işçi sınıfının yapısını değiştiriyor. İşçi sınıfımızın yapısını değiştiren bir diğer olgu ise kapitalizmin küresel krizinin bir sonucu olarak görülebilecek göçmenlik konusu. Yıldız Koç, son on yıldır yoğun bir şekilde göç alan Türkiye'de çokça tartışılan bu meseleye sınıfsal açıdan yaklaşıyor ve bu konuda özellikle Türkiye sosyal demokrasisi tarafından üretilen yalanların peşine düşmeyi de ihmal etmiyor.