Boyun Eğme'de bu hafta: Toprağı ve yeşili özgürleştireceğiz

Boyun Eğme'de bu hafta: Toprağı ve yeşili özgürleştireceğiz

Haftalık siyasi dergi Boyun Eğme'nin 178'inci sayısı yarın "Toprağı ve yeşili özgürleştireceğiz" manşetiyle çıkıyor. 

Gazetenin manşetinde yer alan değerlendirmede şöyle deniliyor:

Doğayla insanın mücadelesinden söz edilir hep. Bugün çevre meselelerinde yaşadığımız mücadele doğa ile insan arasında değil. Kapitalizm dünyayla savaşıyor. Yerin üstündekilerle, yerin altındakilerle; yetmediğinde dünyanın ötesine geçiyorlar atmosferin dışına savaş açıyorlar. Yerkürenin çevresinde, yörüngede gezinen bir çöplük var artık.

Bundan insanlar zarar görüyor. Emekçi insanlar, alın terinden başka bir zenginliği olmayan insanlar. 

Sermaye sahipleri ve patronlar ise emeği sömürdükleri gibi emekçilerin yaşadığı dünyayı da sömürüyorlar.

Gururumuz Üçüncü Havalimanı: Ağaçları kestik, şimdi kuşları öldürüyoruz

Üçüncü Havalimanı bir yağma projesiydi. İstanbul’un kuzey ormanlarının kapladığı alan sadece bir havalimanı için değil, yeni uydu kentler, ticaret merkezleri ve rant için yok edilecekti.

Doğa ve yeşillik katliamı yaşanırken işçi katliamı da beraber yürüdü. Patronlara çok para kazandırması beklenen inşaat on binlerce işçinin karanlık bir hayat yaşaması, sayısı bilinmeyen sayıda işçinin hayatının kararması pahasına yürütüldü.

Ranttan gözü dönenlerin mühendislik sefaleti

İstanbul’un buna çok ihtiyacı var diyerek yaptıkları havalimanı dünya havacılık tarihine geçmiş olabilir. Büyüklüğü ve ihtişamı ile değil: Yapılan hesapsızlıklar ve ortaya çıkan skandal sonuçları ile...

Atmosfer hareketleri havalimanı için elverişsiz denildi. Kimse dinlemedi.

Şehirle bağlantısı çok tartışmalı, yolcular nasıl ulaşacak denildi. Kimse dinlemedi.

Kuşların göç yolları hiç hesaba katılmamış denildi. Kimse dinlemedi.

İptal edilen seferler, oraya inemediği için 300 kilometre ötede bir başka havalimanına inen uçaklar, rüzgar yüzünden faciaların eşiğinden dönmelerle anılıyor artık.

Ulaşım sıkıntıları büyük. Havalimanı’na ulaşmanın zorluklarıyla baş edenler, havalimanının içindeki zorluklarla uğraşıyor.

Ve kuş sürüleri! Milli gururumuz, üçüncü havalimanına kuşların kanına bulanmış uçaklar iniyor. Göç yollarına tecavüz edilmiş kuş sürülerinin içinden geçen uçaklar, doğa katliamına bir de bunu ekliyor.

HES’ler: Çok boyutlu yağma

Hidroelektrik santral... Bu adlandırma ülkemiz için yarım yüzyılı aşkın geçmişi olan, iyi bilinen bir adlandırma. Keban barajı ile yerleşti. Dünya üzerinde de büyük uygulamaları var.

Fakat uzun süredir HES’leri konuşuyoruz.

Çünkü bu kısaltma ülkemizde “hidroelektrik santralden” farklı bir şeyi anlatıyor. Köylerin kıyısında akan derelere kadar yayıldı. AKP yüzlerce değil binlerce HES için ruhsat verdi.

Bir tepenin üzerine borular döşüyorlar tepeden akan su borulardan geçiyor, aşağı indiğinde türbinleri çeviriyor elektrik üretiyor.

Pek çok örnekte, “değiyor mu yatırılan paraya?” sorusunu sorduruyor.

İlginç ama değiyor: Çünkü çoğunda amaç elektrik üretimi de değil zaten. Su kaynaklarının özelleştirilmesi. 

Köylünün kullandığı, tarlasını suladığı, kendi ihtiyaçlarını karşıladığı, sesiyle serinlediği dereye “HESçiler” el koyuyor. Amaçlarının bir süre sonra belki küçük bir şişeleme tesisi de yaparak suyu yağmalamak olduğu biliniyor.