Bahçelievler’de Yayla Semt Evi açıldı

Bahçelievler’de Yayla Semt Evi açıldı

TKP’nin ‘Emekçilere!’ başlıklı konferansında açmayı kararlaştırdığı semt evlerine İstanbul’da bir yenisi eklendi. Bahçelievler Yayla Semt Evi’nin açılışı bugün yapıldı.

Türkiye Komünist Partisi’nin (TKP) 2018 Eylül ayındaki “Emekçilere!” başlıklı konferansında aldığı kararla açtığı semt evlerine İstanbul’da bir yenisi eklendi. Bahçelievler’de Yayla Semt Evi bugün açıldı.

Açılışta TKP İstanbul İl Başkanı Aydemir Güler, Bahçelievler İlçe Sorumlusu İdil Zeynep Öztürk, emekçi kadınlar adına Devran Karataş ve Türkiye Komünist Gençliği’nden Berkan Çetin birer konuşma yaptı.

DÜZENİN YARATTIĞI ÇARESİZLİĞE KARŞI SEMT EVLERİ

Bahçelievler’in birçok mahallesiyle dayanışma ve mücadele ruhu olan semtlerden biri olduğunu belirten İdil Zeynep Öztürk, düzenin gerici ve piyasacı hamlelerle çürütmeye çalıştığı bu dayanışma ve mücadeleyi büyütmek için semt evlerinde bir araya geldiklerini söyledi. Öztürk “Semt evleri yükselen mücadelenin biricik örnekleridir. Krizin dayattığı normalleşme ve yalnızlaşmaya karşı emekçiler semt evlerinde bilimle, aydınlanmayla mücadeleyi buradan büyütecek” diye konuştu.

Yayla Semt Evi’nde onlarca semt evinde olduğu gibi bilime, sanata ve insanca yaşamaya dair güzel olan ne varsa hep birlikte üreteceklerini söyleyen Öztürk ”Biz bu memleketi seviyoruz ve sahip çıkıyoruz, burası artık memleketini seven mahalle halkının evidir. Açılış hazırlıklarını sürdürdüğümüz sıralarda temas ettiğimiz onca dostumuzun ortak bir sitemi vardı, şimdiye kadar neredeydiniz dediler bize? Bize gönül veren, gözü bizi arayan dostlarımıza sözümüzdür: Şimdi burada ve hep birlikteyiz. Gelin buradan bu düzene boyun eğmeyenlerin sesini yükseltelim, umutsuzluğa ve çaresizliğe karşı birlikte üreterek umut olalım” dedi.

‘TÜRKİYE YAŞANMAZ BİR YERSE 80 MİLYON NEREYE GİDECEK?’

TKP İstanbul İl Başkanı Aydemir Güler, bugün Türkiye’ye ilişkin iki tez olduğunu söyledi. Bu tezlerden birinin "artık bu memleketin yaşanmaz haline geldiğini, Türkiye’nin bittiğini" savunduğunu söyleyen Güler, “Ama bu tezin devamı yok. Türkiye bittiyse kaç kişi Türkiye’den çekip gidebilir? Beş, on, yüz, bin? 80 milyon kişi yaşıyorsa burada eğer Türkiye bitti lafı doğru olsa bile boş laftır. Diyelim ki bitti, ne yapacaksınız, 80 milyon başka bir yere mi taşınacak? Tek çare var, Türkiye düzeltilecek. Bizim tezimiz budur. TKP diyor ki bu memlekette durum kötü ama istediği kadar kötü olsun, yapacak başka bir şey yok, düzelteceğiz biz bu memleketi” dedi.

‘AKIL ALMAZ BİR YÜZSÜZLÜK VAR’

Memlekette işlerin yolunda gittiğini düşünen kalmadığını dile getiren Aydemir Güler, yönetenlerin de böyle düşündüğünü belirterek “Ortada akıl almaz bir yüzsüzlük var. ‘Madem bitmiş o zaman giderayak doldurduğumuz kadar dolduralım.’ Böyle bakıyorlar, Türkiye böyle yönetiliyor” dedi.

Böyle bir durumda Türkiye’nin düzeltilmesi için bütün olanakların ortaya çıkarılması gerektiğini kaydeden Güler, TKP’nin bu koşullarda farklı, radikal bir iş yapılabileceğini savunan bir siyasi parti olduğunu vurguladı. “Böyle siyasi partilerin sayısı fazla değil, sayısı iki değil” diyen Güler şöyle konuştu: “Solculuk, devrimcilik, ilericilik kimsenin tekelinde değil, TKP’nin de tekelinde değil. Ama galiba TKP dışındaki solcu, ilerici kesimler 'Bu memlekette bu dönem kaybedildi, bu ülkenin üzerinden bir silindir geçti, bütün topraklarına kezzap döküldü. Bu geçsin, kim temizleyecekse temizlesin ondan sonra tekrar bir şeyler yaparız' diye bakıyorlar ve içinde bulunduğumuz döneme kaybedilmiş bir dönem olarak bakıyorlar. Biz öyle bakmıyoruz” dedi. Güler “Bugün bu koşullardaki bir ülkeyi düzeltmek, yeniden kurmak için harekete geçmeyeceksek yarını yok. Yarın için nerede, ne olacağı belli değil” dedi. 

Semt evlerini de bunun için açtıklarını dile getiren Güler, “Semt evlerini çoğaltacağız. İstanbul’da yüzlerce semt evi, yüzlerce mahallede harekete geçebilen, aşağı yukarı aynı siyasi doğrultuya bakan, aynı umuda sarılan, ‘bu memleketi hep birlikte ayağa kaldırabiliriz, yeniden kurabiliriz’, bunun heyecanını duyan on binlerce, yüzbinlerce insan. Bu hayal veya umut yoksa semt evi de yok. Bu umut varsa semt evleri çoğalır. Yoksa Türkiye 'mış gibi yapılabilecek bir ülke olmaktan çoktan çıktı. Türkiye kayıyor” diye konuştu.

İstanbul’da 20 yıl önce olan depremin ardından yapılan kamu binalarının da son depremde çatladığını belirten Güler, “Çünkü niyetleri yok. Bu ülkeyi yönetenler, bu ülkenin sahibiyim diye geçinen ve onu yağmalamaya devam edenler bu ülkeden vazgeçmişler” dedi.

Güler şöyle konuştu: 

'TKP İNSANLARIN EL ELE TUTUŞABİLMESİNİ ÖRGÜTLEYECEK'

“Deprem olunca ülkenin sıradan kalabalıkları birbirinin omuzuna basıp enkazdan çıkmaya çalışır. TKP’nin işi orada. TKP dayanışmayı örgütleyecek, insanların birbirlerinin gözünün içine bakabilmesini, el ele tutuşabilmesini örgütleyecek. Biz bunu yapabiliriz. Öbürlerini yapamayız onun için iktidar olmak gerekir. Ve henüz iktidarın uzağındayız. Ama diğerini yapabiliriz. İşsizliği biz çözemeyiz. Ama işsizliğin kader olmadığını insanların anlamasını, başlarına gelmesini beklememesini ve mücadele etmesini, çalışmanın bir hak olduğunu düşünmesini ve işsiz kalanın yanına gitmesini, onu biz örgütleyebiliriz. Semt evleri artacak. İşsizlikle tehdit edilen insanlarımız başlarına gelmekte olanla nasıl mücadele edeceklerini beraber öğrenecekler. Deprem mi geliyor? TKP’nin semt evlerinin etrafında insanlar başımıza büyük felaket geldiğinde ne yapacağız, haklarımıza nasıl sahip çıkacağız, bunları bilecekler ve örgütlenecekler. Bunlar büyük işler ve Türkiye bunlarla bir değişime doğru gider. Hayal kurmuyoruz. Bu mahallede, öbür mahallede, Ataşehir’de, Kartal’da, Avcılar’da yapacaklarımızın toplamından Türkiye değişmez ama o yapacaklarımız bizi başka bir bilince, başka bir mücadele noktasına taşıyacaktır. Birbirleriyle dayanışan, depreme, işsizliğe kader olarak bakmayan insanlar bu ülkeyi yönetme ehliyetine sahip olduklarını da adım adım öğrenecekler, beraber öğreneceğiz. Nasıl yöneteceğimize de beraber karar vereceğiz.”

‘SEMT EVLERİ SİYASİ İKTİDAR MÜCADELESİNİN BİR PARÇASI’

Güler sözlerine şöyle devam etti:

“Türkiye’de TKP -aslında her partinin olması gerektiği gibi- siyasi iktidar mücadelesi verir. Biz sosyal yardım kurumu değiliz. Siyasi iktidar için örgütleniyoruz ve mücadele veriyoruz. Siyasi iktidar bizim açımızdan tesadüflerle, oy dalgalanmalarıyla, bir seçimde de şansın bize çıkması, onlarla gelmez. Sosyalizmin iktidarı olsa olsa kendi gündelik çıkarlarına, kendi kardeşlerinin yararına, insanın insanlığına sahip çıkan, bunlar için, bu değerleri büyütmek için her şeyi göze alan insanların örgütlenmesiyle olur. Bu örgütlenme varsa sosyalizme yaklaşırsınız. Dolayısıyla semt evleri bir başka büyük işin, Türkiye’de iktidara yürümenin, siyasi iktidar mücadelesinin bir parçasıdır. Başka bir yerde değil, buralarda, mahallelerde, fabrikalarda, atölyelerde, okullarda o mücadelenin birikimi yükseltilecek.”

‘KURAN KURSU DEĞİL BİLİM ATÖLYESİ’

Semt evlerinin siyasetin “yüksek katlarda” yapıldığı inancını da yıkma aracı olduğunu belirten Güler, “Semt evi isteyen herkesin gireceği, parçası olacağı, kendisini evinde hissedeceği, TKP’ye omuz vereceği, TKP’den el alacağı yer. Memlekette çocuklarımıza kuran kursu deniliyorsa bizim de giderek büyüyen halkalar, kalabalıklar halinde ‘hayır, kuran kursu değil bilim atölyesi’ diyebilmemiz lazım” dedi.

EMEKÇİ KADINLAR VE GENÇLER SEMT EVİNDE BİR ARAYA GELECEK

Yayla Mahallesi Emekçi Kadınları adına konuşan Devran Karataş ise emekçi kadınların sermaye düzeninin yarattığı baskı ve eşitsizliği en derinden yaşadığını, işyerlerinde aynı işi yaptıkları halde daha az maaşa layık görüldüklerini, iş başvurularında özel hayata ilişkin sorulara maruz kaldıklarını, bir taraftan da her gün daha fazla artan gericiliğe karşı mücadele etmeye çalıştıklarını söyledi.

Kadın cinayetlerinin her geçen gün daha da arttığını söyleyen Karataş, “Bizler biliyoruz ki üzerimizdeki bu baskının sebebi çürüyen sermayenin gücünü daha fazla devam ettirmek istemesinin sonucudur” dedi. Karataş semt evinde, emekçi kadınların üzerine çöken karanlığı dağıtmak için toplantılar, ebeveyn okulları ve okuma, film, evrim, müzik atölyeleri düzenleyeceklerini söyledi. 

Türkiye Komünist Gençliği adına konuşan Berkan Çetin de eğitimin gericileştirilmesine, üniversitelerin bölünmesine, okulların sanat ve bilimden uzaklaştırılmasına karşı mücadele ettiklerini söyledi. Okullarda evrimin müfredattan çıkarıldığına işaret eden Çetin “TKP bunların hepsine inat semt evlerinde evrim atölyeleri düzenleyecek, halkı aydınlatıcı konferanslar düzenleyecek” dedi.

Konuşmaların ardından Özcan Dilmen etkinliğe katılanlara kısa bir gitar dinletisi sundu.