Uzaktan eğitim ayrıcalıklı sınıflara daha yakın

 

Covid-19 pandemisi nedeniyle alınan önlemler çerçevesinde eğitim sistemi 16 Mart 2020 tarihinden itibaren MEB tarafından oluşturulan dijital eğitim platformları veya öğretmenlerin kişisel çabalarıyla çeşitli dijital platformlar üzerinden gerçekleştirilen online ders, seminer ve ödevlerle sonlandı.

Salgınla beraber hayatımıza giren çeşitli yeniliklerden biri olan uzaktan eğitim platformları, gittikçe piyasaya teslim edilen eğitim sistemi içinde tüccarların iştahını kabarttı, uzaktan eğitim sistemini, bina, kırtasiye ve personel masraflarından kurtulmak olarak gören tüccar eğitimciler, tek tuşla da eğitim verilebileceğini düşünüp uzaktan eğitimin kalıcı hale getirilmesi için kamuoyu oluşturmaya başladılar. Peki gerçekler?

Uzaktan eğitim sistemiyle beraber mevsimsel veya geçici işlerde çalışan çocuk işçilerin sayısının giderek arttığı, uzaktan eğitim için gerekli olan temel araç ve gereçlere erişimin zorlaştığı gözlemleniyor. Bunun sonucu olarak çocukların bir bölümünün eğitim sisteminin dışında kaldığı görülüyor.

TÜİK’in Hane Halkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması 2020 verilerine göre Türkiye’de hanelerde masaüstü bilgisayar bulunma oranı % 17,6; taşınabilir bilgisayar bulunma oranı % 37,9; tablet bulunma oranı yüzde % 26,7; cep telefonu bulunma oranı ise % 98,7 olarak ifade edilmiştir.

Yukarıda aktarılan istatistik, bölgesel, gelir durumu vb. parametrelerle beraber değerlendirmeye tabi tutulduğunda nüfusun geniş kesiminin (halkın çoğunluğunun) yoksun bırakıldığı bir hakkın başka kesimleri için imtiyazlı şekilde sağlanabildiğini söylüyor.