İnanç özgürlüğü için de sosyalizm şart

Sosyalizmin, dinle arası iyi değil. Komünistlere şeytan kimdir diye sorsanız, herhalde önce “patronlar!” yanıtını alırsınız, sonra da yaşadığı ülkeye bağlı olarak ya “imamlar!” diyecektir ya da “papazlar!”

Sosyalizmin iktidara geldiği ülkelerde yapılan ilk şey her türlü din kurumunun toplum üzerindeki baskısını ve hakimiyetini azaltmak oluyor.

Din adamlarının ülke siyasetine el atmalarına izin verilmiyor. Toplum yaşamını fetvalarla yönlendirme pratikleri bıçakla kesilir gibi son buluyor. “16 yaşındaki kızımızı 60 yaşındaki ağayla evlendirebilir miyiz?

Papaz efendi bu konuda siz ne dersiniz?” demek mümkün olmuyor.

“Hayatta en hakiki mürşit ilimdir, fendir. İlim ve fennin haricinde mürşit aramak gaflettir, cehalettir, dalalettir” cümlesinde karşılığını bulan aydınlık, sosyalist ülkelerde ödünsüz hale geliyor.

Kapitalist ülkelerde, cumhuriyetin hep bir yük olarak gördüğü, ilk fırsatta cami önüne bıraktığı laiklik, sosyalizmde hayat buluyor.

Emekçiyi kadercilikle susturmak, şeyhlerle yönetmek, dinle aldatmak için yanıp tutuşan patronlar alaşağı edildiğinde ortadan kalkan inanç özgürlüğü de olmuyor.

Basitçe: Dinin sömürüsü de bitiyor, din sömürüsü de...