Gençlik geleceğini “el kapılarında” aramayacak

Türkiye Komünist Gençliği, eğitim sürecinde ya da eğitimini tamamladıktan sonra yurtdışına giden gençlerin bu tercihlerinin sorumlusunu ülkedeki toplumsal ekonomik düzende görüyor. Emperyalizme bağımlılığın kültürel ve ideolojik alanda da sürdüğünü, “yurtdışında kurtuluş arayanların” aynı zamanda düzen kurumlarının topluma pompaladığı fikirlerle yoğrularak bu yola girdiklerini vurgulayan TKG’liler, bu yolunsa daha büyük bir çıkmaz olduğunu düşünüyor.

KAÇAN KENDİNİ KURTARMAZ!

TKG’nin konuyla ilgili değerlendirmesinde “2019 Türkiyesi’nde gençlere sayısız başlıktaki sorunları saymak manasız. Ne yazık ki gençler etrafında olan biteni kavramaya başladıktan itibaren bunlarla yüzleşiyor, doğup büyüdüğü, bağlılık duyduğu ve hayatını anlamlandırmaya başladığı memleketinde aydınlık bir gelecek görmekte zorlanıyor” denilirken, bununla birlikte ortaya çıkan tablo, düzenin sahte çözüm yolları ve düzeni korumak için alınan önlemler şöyle tarif ediliyor:

“Kapitalizm kriz döneminde en çok örgütlü mücadeleyle karşılaşmaktan çekinir, mücadeleyi engellemek için kullanılacak yeni yalan ise hemen yayılmaya başladı: Kaçan kendini kurtarır! Kapitalizm çoğunlukla ideolojisinin temsilcilerini hayatın her alanında yaratıyor.

Elbette köleliği ‘esnek çalışma, takım ruhu’ diye pazarlayan kariyer uzmanları sınıfsal karakterlerini gizlemekte çok maharetli sayılmazlar. Ancak kapitalizm için makul ve meşru genç tavsiyeleri sadece onlardan duyulmuyor. ‘Bu kadar emek verdin, burada insanın değeri yok en azından git birkaç sene orada özgeçmişin dolu görünsün.’ diyen anne baba, elbette bu role kodamanlardan tebliğ edilen bir görevlendirme neticesinde soyunmuyor ancak kendisinin bir emekçi olarak nasıl değersizleştiğinin, işçi sınıfının örgütsüzlüğünün diyetini bugün kendi evlatlarının ödediğinin farkında değil.”

YURDUMUZ DAHA İYİSİNİ HAKEDİYOR

Komünist gençler, bu tablonun mücadele ederek değiştirileceğinde, “yurt dışı hayallerinin” sadece çıkmazı derinleştirdiğine işaret ederken kendi tavırlarını şöyle özetliyorlar:

“Buradaki iddiamız memleketimizin ‘o kadar da kötü’ durumda olmadığı elbette değil. İddiamız, bugün insanlığa geri dönülemeyecek biçimde zarar veren sistemden kurtulmanın kilometrelerce yol kat ederek mümkün olmadığı. Gençlik bugün ilk önce sorunu ve kaynağını doğru tespit edip anlamlandırarak yüzleşmek zorunda zira yüzleşmek aynı zamanda harekete geçmeyi getirecek. Bugün elimizdeki teknolojik imkanlar, işçi sınıfının muazzam boyuttaki teknik kapasitesi ve tarihsel birikimimiz, bundan çok daha iyisini hak eden yurdumuzun ve bizlerin geleceği kurmaktaki temel dayanaklara sahip olduğumuzun göstergeleri.

Gericiler, para babaları, kadın düşmanları el ele vermiş ‘hiç şansınız yok’ türküsünü söylerken bildiğimiz şey bunun onlar adına yalnızca bir teselli ve temenni olabileceği.

Zira bu ülkenin aydınlık gençleri memleketlerine baktıklarında sadece AKP karanlığını ve sömürü düzenini değil, birkaç yıl önce onla mücadele etmek için sokağa dökülmüş milyonları, gericiliğe karşı her fırsatta göğüs göğse çarpışan kadınları, üniversite ve liselerine el sürülmesine izin vermeyen gençleri görüyor.

Tarihe dönüp baktığında Behice’lerin, Deniz’lerin üstünde filizlendiği Türkiye işçi sınıfını görüyor, o sınıfın şairinin çağlara uzanacak sesini duyuyor.

Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın, yok edin insanın insana kulluğunu, bu davet bizim...”