Evimiz barkımız sosyalizm

Sosyalist ülkelerde hayata geçirildi, biz de yapacağız. Herkes insanca barınacağı bir konutun kullanım hakkına sahip olacak. Her mahallede yemekhane, çamaşırhane, kreş gibi ortak kullanım alanları olacak, konutlar merkezi sistemle ısıtılacak. İnsanlar dilerse ortak yemekhanelerde yemeklerini yiyecek, ortak çamaşırhanelerde çamaşırlarını yıkayacak. Yakacak kömür veya doğalgaz parasını nasıl karşılarım derdi yok. Barınmak insanlar için bir mali külfet olmaktan çıkacak. Konutların kullanım hakkı (konut dediğiniz şeyin doğal parçası olan ısınma, su, elektrik ile birlikte) ya bedavaya ya da çok düşük ücretler karşılığında sahip olunabilecek bir hak haline gelecek. Bütün bunlar hayal değil. Sosyalizmin insanlığa kazandırdığı temel haklar.

KENTLERİ, ÜLKENİN İNSANLARI İÇİN İNŞA EDECEĞİZ

Sosyalizmde insanların barınma ihtiyacının karşılanması devletin temel görevlerinden biri olarak tarif ediliyor. İkinci Dünya Savaşı sonrasında 25 milyon insanını kaybeden, bir o kadar insanı evsiz kalan, onlarca kenti ve 1710 kasabası yaşanmaz hale gelen Sovyetler Birliği belki de buna en iyi örnek. Sovyet iktidarı çok kısa bir süre içerisinde milyonlarca yurttaşının barınma olanaklarına kavuşmasını sağladı. Daha sonra ise tüm Sovyet yurttaşlarının sağlıklı konutlarda yaşaması için ikinci bir hamle gerçekleştirildi. Büyük bir seferberlik halinde kentler yeniden inşa edildi.

MAAŞIN YARISINI KİRAYA VERME DEVRİ BİTECEK

Söz konusu olan sadece binaların dikilmesi değil, büyük meydanları ve parklarıyla, insanların her tür ihtiyacını karşılayabileceği insana yaraşır barınma olanaklarının yeniden yaratılmasıydı. Sosyalizm Sovyet insanı için barınmayı, barınırken temel ihtiyaçlarını karşılamayı bir sorun olmaktan çıkardı. Sovyetler Birliği’nde birkaç on yıl içerisinde halkın neredeyse tamamı için en fazla maaşlarının yüzde ikisine denk gelecek bir gider karşılığında konut kullanımı, elektrik, su, ısınma olanakları karşılanabilir hale geldi.

Bu bir hayal değil, gerçekleşmiş sosyalizm. İçinde yaşadığımız düzen içinse bunun bir azınlık için değil herkes için hak olması ancak hayal edilebiliyor. Bu düzende yeterince parası olmayan emekçiler ömür boyu ya krediyle alınan evler için borç, ya da kiracı olarak ev sahiplerine fahiş kiralar ödemek zorundalar. Kafasını sokabileceği bir daire bulmuş olan milyonlarca yurttaş barınabilmek için neredeyse maaşının yarısını kiraya ya da kredi borcuna veriyor.

Bu ağır maddi yükü taşıyamayanlarsa daha büyük aileler halinde bir arada yaşamak zorundalar. Bu şansa da sahip olamayanlar sokaklarda yaşıyor!

ABD’de sadece Los Angeles’ta 50 bin evsiz insan olduğu belirtiliyor. ABD genelinde bu sayının 500 bini bulduğundan söz ediliyor. Barınılan konutlarda ısınma, elektrik, su gibi temel ihtiyaçlarsa başlı başına büyük gider kalemleri ve apayrı sorunlar.