Ekmeğimizi çalıyorlar dediklerimizin ekmeğini biz çalmıştık

Boyun Eğme okurları bunu belki daha önce birden fazla kez okumuş olabilirler. Tekrarlamak zorundayız.

Suriye’deki çatışmaları dışarıdan kışkırtan gerici iktidarımız, oluşan karışıklık içinde bu ülkenin yağmalanmasına (ortak olmadıysa) açıkça göz yummuştur.

2013 yılına gelindiğinde Halep Türkiye’nin desteklediği ÖSO’nun hakimiyeti altına girmişti.

Ve ÖSO Halep’te bulunan sanayi kuruluşlarının hepsini haraca bağlanmış durumdaydı.

2013 yılında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne Suriye hükümetinin verdiği raporda belirtildiği üzere yaklaşık 1000 fabrika yağmalanmış ve bu fabrikalardan çalınan mallar Türk hükümetinin yardımıyla ve bilgisi dahilinde Türkiye'ye transfer edilmişti!

O dönemde düzenlenen yardım kampanyalarıyla, “rejimin zulmü altında ezildiği” söylenen halka ulaştırılmak üzere gıda malzemeleri toplanıyordu. soL Gazetesi’nin 21 Aralık 2012’de yaptığı bir haber çarpıcıydı: ÖSO’cular Antep ve Antakya’ya ekmek satıyordu. Suriye’nin ekmeği!

Bugün ülkemiz sınırları içindeki Suriyeli göçmenler arasında işte bu yağmaya ortak olmuş, kendi ülkesine ihanet etmiş olanlar da var.

Ama onlara göçmen denilmiyor, çünkü hem göçmen sayılmayacak bir zenginliği kontrol ediyorlar hem de AKP iktidarının kanatları altında yaşıyorlar. Önümüzdeki yıllarda koşullar değiştiğinde de muhtemelen bunlar İhvancı Enternasyonal’in üyeleri olarak kendi ülkeleri dışında yaşıyor olacaklar. Emperyalistlerin ve işbirlikçi Türk gericilerinin beslemeleri olarak.

Halep yağmalanırken kentten çıkarak canını kurtaran, Türkiye’ye sığınan sıradan insanlar, yoksul emekçiler bugün “göçmen Suriyeliler” olarak aramızda. Şimdi onlara, “ekmeğimize ortak oluyorsunuz, defolun” deme hakkımız var mı?