Çıkışı Birlikte Bulmak için: Örgütlenin!

 

“Ya sev ya terket.”

Düzenin fedailiğini yapan faşist partinin eskisi kadar sık kullanmadığı ama ülkemiz faşistleriyle özdeşleşmiş sloganı. Şu ünlü “90’lar”da piyasaya sürüldü.

Sloganın özdeşleştiği MHP iktidarda değildi, iktidar ortağı değildi. Biçimsel olarak bakıldığında “muhalefet partisi” konumundaydı, önce MÇP sonra MHP.

İktidar partilerinin bir kanadı her zaman “eski ülkücü” olarak bilinenlerden oluşuyordu. Poliste onlar vardı. Devletin pek çok kademesinde Türkeş’in yetiştirdiği faşistler yerlerini almıştı.

Öyle ki, Polis Koleji’nde Fethullahçılar onları tasfiye ederek hakim oldular.

“Ya sev ya terket” dedikleri yıllar bugün yolsuzluklarla, köy yakmalarla, yargısız infazlarla, kayıplarla anılıyor.

O yıllarda bu slogana yanıtımız ne oldu dersiniz? “Sevmiyoruz ama terketmeyeceğiz” mi? Ya da “Tamam terkediyoruz” mu?

Bu memleket bizim!

Böyle yanıt verdik.

İlerleyen yıllarda ülkenin yaşadığı kabus sadece şekil değiştirdi. Üstelik o zamanlar da sahnede yobazlar ve faşistler vardı.

İlerleyen yıllarda, “ya sev ya terket” zorbalığı yerini “bir yabancı ülkeye kapağı atma” fısıldamalarına bıraktı. Sadece “iyi bir mesleği” olan bir ayağı zaten yurtdışında olan eğitimli beyaz yakalılar için değil, bir Avrupa ülkesindeki akrabaların yanına kapağı atmak üzere “politik suç” uydurmaya çalışan yoksul emekçi aileleri için de sevdiği memleketini terk etmek bir alternatif olarak olarak ortaya çıktı.

Çıkışı gurbette arayanların yaşadığı ise hayal kırıklığı ve yıkım.

Bununla kalmıyor elbette.

Çıkışsızlığın kendisini bir yaşam biçimi olarak seçip, çıkışı buna alışmakta bulmak bir yol.

Bu yolu seçenler sık sık, çıkmazlarla karşılaşıyor. Hakkını aramayı boşuna yorgunluk olarak görenler, aramadığı sürece hiç hakkı kalmayacağını görüyor, yaşıyor.

Çıkışsızlığa alışamayanların bir kısmı ise en çıkışsız yolu seçiyor: Hayattan vaz geçiyor.

Aslında, “ya sev, ya terket” diyenlerin gösterdiği yollar bunlar.

Oysa ne ülkeden ne hayattan vazgeçebiliriz.

Yalnızlığımızı kırarak, çıkış yolunu bulabiliriz.

Örgütlenmek, bir de bu demek. Bencilce kendi kurtuluşu için kumar oynamaktan, yorulup vazgeçmekten ya da karanlığa alışmaktan bin kat daha erdemli, bin kat daha kolay ve bin kat daha sonuç alcı olan bu yol: örgütlenmek.