Bağımlılık köleliktir mücadele edeceğiz

Türkiye Komünist Partisi, geçtiğimiz aylarda Merkez Komitesi’nin yayımladığı bir metinle, her türlü bağımlılığa karşı parti içinde bir kampanya başlattı. Partinin semt evi örgütlenmesinde ve gençlik içindeki politik çalışmalarında bu konunun uzantısı olan pek çok adım atıldı.

TKP MK üyesi Erhan Nalçacı sorularımızı yanıtladı.

TKP’nin geçtiğimiz aylarda her türlü bağımlılıkla mücadeleyi bir tür “iç gündem olarak” belirlediğini biliyoruz. Bu konuda partinin dışına da yansıtabileceğiniz şeyler var mı?

Söylediğiniz gibi bir “iç gündem” olarak şekillense de dostlarımızla, emekçi halkımızla paylaşmaktan sakınacağımız bir konu değil. Sonuçta bu gündem, TKP üyelerinin bireysel arınma ihtiyacı ile belirlenmiyor, politik mücadelemizin gerekleriyle, toplumun bütününe dönük müdahalemizin içinde ortaya çıkıyor.

İçinden geçtiğimiz sürecin ikili bir yanı bulunuyor. Bir yandan düzen her tarafından çatırdıyor ve kapitalizmin krizi sadece Türkiye’yi değil, bütün dünyayı derin bir bunalıma sürüklüyor. Çağımız gericiliğin ve baskının yoğunluğuna rağmen çok sayıda devrimci olanağı içinde barındırıyor. Bunu önümüzdeki dönemde çok daha iyi anlayacağız. Arka arkaya yaşanacak krizler, emekçi sınıflar için ileri atılma fırsatları ancak sağlam bir örgütlülük varsa bir değer taşır. Evet, kapitalist/emperyalist sistem büyük bir moral, ideolojik, siyasi bir krizle karşı karşıya ama bu onu yıkmak için doğacak fırsatların uzun süreli olarak bizi bekleyeceği anlamına gelmiyor. Bu göreve ve anın sorumluluğunu almaya hazır bir parti gerektirir. İşte bu nedenle TKP bağımlılıklarla mücadele etmeyi gündemine aldı.. Partinin yaşam disiplinini yükseltmek, her partilinin iradesini güçlendirmek, toplumsal mücadelenin gereklerinden kopartan bir dağınıklığa kapıyı kapatmak için...

İkincisi, toplumsal çürüme çok boyutlu ve farkında olmadan her delikten içeri süzülüyor. TKP son dönemde “emekçilere doğru” kararından sonra işçi çalışmalarına ve emekçi mahallelerine çok daha fazla yoğunlaştı. Emekçi sınıfların birçok sorununun yanı sıra çeşitli seviyelerde bağımlılık sorunu da var. Emekçi sınıfların düzen tarafından esir alınmasının yöntemlerinden birisi de bağımlılık. Buna karşı harekete geçmek gerekiyor. Bu ister istemez düzenin partinin içine de uzanabilen bir elinden korunmak anlamına geliyor.

Bağımlılık derken ne kast ediyorsunuz?

Bağımlılık çoğu zaman somut olarak belirli bir madde ya da pratikle tanımlansa da aslında mesele bu maddede düğümlenmez. Sigara bağımlılığı dediğinizde “nikotinle” kurulan kimyasal ilişki aslında bir sonuçtur. Bağımlılık, toplumsal yaşamın içinde ortaya çıkan, bireylerin toplumsal varoluş biçimleriyle ilgili bir sorun.

Öte yandan bağımlılık denildiğinde genellikle önce uyuşturucu bağımlılığı akla geliyor.

Parti emekçi mahallelerinde özellikle genç emekçiler arasındaki uyuşturucu sorunuyla eskiden beri mücadele etti, bunu şimdi yoğunlaştırarak sürdürüyor. Semtevlerinde madde bağımlılığına karşı çok sayıda seminer veriliyor, emekçiler bu konuda bilinçli hale getirilmeye çalışılıyor.

Ancak bağımlılık denildiğinde birçok farklı başlık var bugün, sigara ve alkol kullanımından sosyal medya bağımlılığına kadar, hatta dizi film bağımlılığına kadar birçok alt başlık sayılabilir. Bunların sınıflı toplumun zincirleriyle kuşatılmış bireylerin sığınmak zorunda kaldıkları “sanal” varoluş biçimleri olduğunu söylemek yanlış olmaz. Toplumu, onu esir alan sömürü düzenini değiştirmek fikrini, misyonunu benimsemiş bir komünistin bu masumca topluma sirayet eden ve esir alan başlıklara da direnmesini, kendisini bunlara teslim etmemesini bekliyoruz.

Sömürü düzeninin çürümüş gerçekliğini değiştireceksek bunun için daha fazla gücü harekete geçirmeliyiz. Tüketici, oyalayan, giderek hayatın içini boşaltan şeylerden uzaklaşıp, daha fazla okumak, daha fazla zamanımızı emekçileri örgütlemek, toplumsal dayanışmamızı güçlendirmek için geçirmemiz gerektiğini düşünüyoruz. Gerçekten içki sofralarının muhabbetiyle, sosyal medyada yapılan üstü değilse altı boş tartışmalarla geçen zamana ve bunların yarattığı gizli bağımlılığa göz yumacak bir dönemde değiliz.

Peki ne yaptınız bağımlılıkla mücadele için, yasaklar mı koydunuz örneğin?

Hayır, bağımlılıkla her halde yasaklarla mücadele etmek iyi bir yol değil. İlk yaptığımız bütün partililerin mücadeleye daha fazla odaklanmalarını sağlayacak, yaşamlarını anlamlı kılacak siyasi, örgütsel iklimi geliştirmek. Zaten bu olmadan hiçbir şey yapamazsınız. Bu konuda daha yapacak çok şey olduğunu da biliyoruz. Önümüzdeki yıl parti kongresinin başlıca konularından biri bu olacak.

İkinci olarak yaptığımız ise, bağımlılığın meşruluğunu azaltmaya dönük önlemler almak oldu.

Örneğin, daha fazla sorumluluğu omuzlamak bir komünistin yaşamında önemlidir, bu düzende olduğu gibi kariyerizm anlamına gelmez. Daha fazla sorumluluk almak için bağımlılıklardan kurtulmuş olmanın bir kriter olduğunu ilan ettik parti içinde.

Kolay bir başlık değil, yol alabildiniz mi peki?

Bu tavır, bir kere çok olumlu karşılandı. Sigara bağımlılığı başta olmak üzere kısa sürede çok ciddi bir yol alındı. Özellikle gençlik içinde mücadele eden kadrolarda çok iyi bir karşılık aldık.

Bu partinin ve partilerin özgüvenini artıran, öncülüğünü pekiştiren bir adım oldu. Ayrıca bu tavır, partiye bakan çevremizde de partiye duyulan güveni artırdı. Ama tabii ki daha fazla yol almamız gerektiğinin farkındayız. Hele böylesine partinin hızla toplumsallaşmaya başladığı bir dönemde.