Zorunlu arabuluculuk işçi alacaklarının gaspıdır

Patronların yeni saldırısı:
Zorunlu arabuluculuk işçi alacaklarının gaspıdır

Bu düzende işçiye gelecek yok. Bu düzende sömürü var adalet yok. 

Patronlar çoğu zaman işçi alacaklarının üzerine yatar. Ödenmeyen ücretler, verilmeyen fazla mesailer, yatırılmayan ya da eksik yatırılan sigorta primleri, el konulan kıdem tazminatları… Patronlar AKP’ye, ödemedikleri bu haklar işçilerin dava açabilmelerini zorlaştıracak bir düzenleme yaptırıyor. Yeni İş Mahkemeleri Kanunu tasarısı, ile işçilerin dava yoluyla bile hakkını aramasının önüne geçmek istiyorlar.

 

Hak yok pazarlık var

Tasarıyla işçilere alacakları için mahkemeden önce arabulucuya başvurması zorunluluğu getiriliyor.

Gerekçesinde, işçi alacaklarının mahkemeleri çok meşgul ettiği yazılı. Zorunlu arabuluculuk ile işçi alacaklarının en az %90’ının dava açılmadan çözümlenmesini bekliyorlar.

Demek ki patronlar, yasaları ve işçi haklarını hiç umursamıyorlar. Devlet ise, işçi haklarını güvenceye alacak yöntemler geliştireceğine, mahkemelerin iş yükünü azaltmak için, işçilerin dava açmasını zorlaştıracak yollar arıyor.

Yasalar ve yargısal içtihatlar değersizleştiriliyor:

Pazarlık, hak arama yolu değildir. Pazarlığın olduğu yerde yasaların, içtihatların, hakların yeri yoktur. Eli güçlü olan kazançlı çıkar.

Bu durumda kaybedenin hep işçi olması beklenen bir sonuçtur.

Yasanın yürürlüğe girdiği gün, on yıllarca verilmiş mücadeleler sonucunda edinilmiş haklar, bir anda anlamını yitirecek. Ücret alacakları, kıdem tazminatları ve diğerleri birer pazarlık konusu olacak.

Patronlara söylenen şudur: “İşçilerin alacakları konusunda yasaları, kuralları boşver,  dilediğin gibi davranabilirsin. Sorun çıkarsa arabulucu var. İşçileri pazarlığa razı edecek her türlü ikna ortamını sağladım.”

Yapılan yasayla kuralsızlık dayatılmasıdır.

Sosyal barış sağlanacakmış!

Kanun tasarısının gerekçelerinde arabuluculuğun en önemli yararı mahkeme kapılarına düşmeden uzlaşıldığı için sosyal barışın korunacak olmasıymış.

Patron, işçinin fazla çalışma ücretini ödememiş, hakaretler etmiş, kapının önüne koymuş, kıdem ve ihbar tazminatlarını da ödemiyor; “nereye gidersen git” demiş. Arabulucu, sosyal barışa zarar vermeden bu sorunu çözecekmiş!

Ne olacağını biz söyleyelim: Arabulucu, psikoloji eğitiminin de verdiği uzmanlıkla işçiye; “patronunun elini öp, sana para da verecek, dava açarsan onu da alamazsın” diyecek.

Üstelik arabulucunun yaptığı görüşmeleri açıklamak da suç sayılacak. Patronların yasa dışı davranışları ortaya çıkmasın diye arabulucu tutanaklarını açıklamayacaklar.

İşçilerin patrona dava açması zorlaştırılıyor

Arabuluculuk aşamasından sonra anlaşma olmazsa yargı yolu açık ama Yargıtay yolu kapalı. Son sözü bölge adliye mahkemeleri söylüyor.

Kayıpların gerçek tutarı alınamayacak

İşe iade davalarını kazanan işçiler boşta geçirdikleri dört aylık sürenin ücretleriyle birlikte sigorta  pirimlerini  ve bu ücrete bağlı diğer yan ödemelerini de almaya hak kazanıyorlardı. Şimdi yapılan düzenlemeyle bu ödeme ücret niteliğinden çıkarılıyor. Böylece bu sürenin sigorta primleri  yatmıyor, dava sürecinde ücretlere zam yapılmışsa bu fark alacağa yansıtılmıyor.

Zamanaşımı süreleri de düşürülüyor. İhbar ve kıdem tazminatında, kötü niyet tazminatında ve yıllık izin alacağında dava açma süresi on yıldan beş yıla indiriliyor.

Arabuluculuk yeni değil

Yeni değil, 2012 yılında yürürlüğe giren 6325 Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yasasına göre 2013 yılından bu yana isteyen herkes ve bu arada işçiler de patronlarıyla olan uyuşmazlıklarını çözmek için arabulucuya başvurabiliyor.

Nitekim tasarının gerekçesinde arabulucuya yapılan başvuruların %90’ının işçi-işveren uyuşmazlıklarından kaynaklandığı; %95’inin bir gün içinde anlaşmayla sonuçlandığı belirtiliyor.

Yeni olan: işçi-işveren uyuşmazlıklarında arabulucuya başvurmanın zorunlu tutulması.

 

NE YAPMALIYIZ?

Hükümet ve patronlar el ele haklarımızı bir bir tırpanlıyor. Adında muhalefet yazan patron partileri ise işçilerin haklarıyla yakından uzaktan alakaları yok. Hepsi patron sınıfına hizmet için yarışıyor. Öncelikle, onlardan asla medet ummayacağız.

Adalet, patronların kapısında aranmaz. Adalet ancak işçilerin örgütlü mücadelesiyle sağlanır. Bunu unutmayacağız.

İşçiler, ancak bir araya geldiklerinde haklarını koruyabilir. İşyerinde yan yana geleceğiz.

Yetmez. Sermayenin çıkarlarını savunan patron partilerine karşı biz de siyasete müdahale edeceğiz. Siyasette sözümüz olsun diyorsak, partide buluşacağız.

Yan yana geleceğiz. İşçi sınıfının partisinde buluşacağız.

 

11 Ekim 2017