Yıkanları tarihe gömeceğiz

Cumhuriyet'i yıkan patron sınıfını tarihe gömeceğiz
Yıkanları tarihe gömeceğiz

Cumhuriyet’in ilanından 95 yıl sonra bu yıkımın asıl sorumlusu olan patron sınıfına “hiçbirinizi laikliğin, bağımsızlığın, aydınlanma ve bilimin temsilcisi olarak görmüyoruz” diye sesleniyor ve ilan ediyoruz: Yıktığınız Cumhuriyet’in yıldönümünü kutlama hakkına sadece yeni bir Cumhuriyeti sosyalizmde, işçi iktidarında kurmanın kavgasını verenler sahip olacaktır.

Cumhuriyet'i yıkan patron sınıfını tarihe gömeceğiz.

Bundan 10 yıl önce Türkiye Komünist Partisi, bir başka yıldönümünde yine 29 Ekim 1923’teki tarihsel sıçramayı selamlamış ve cumhuriyetin bir yol ayrımında olduğuna işaret etmişti.
2008’de Türkiye Cumhuriyeti’nin bir yol ayrımında, hatta bir felaketin eşiğinde olduğunu söylemiştik. Bu felaket eşiğine öyle birkaç yılda gelinmiş değildi.

Yaşanan erozyonu, cumhuriyetin ve cumhuriyete içerilmiş değerlerin nasıl yıkımın eşiğine geldiğini şöyle anlatmıştık:
“Türkiye Cumhuriyeti, kuruluşuna önderlik eden kadroların sınıfsal karakteri ve ideolojik tercihleri nedeniyle, iddialarını ve dolayısıyla cumhuriyet fikrini geliştirmek bir yana, koruyabilecek iç dinamiklere sahip değildi. Bugün yıkıcı ve gerici karakterini herkesin kabul ettiği kapitalizm, Türkiye Cumhuriyeti'nin başından beri kendini var etmeye çalıştığı toplumsal zemin olarak, ne bağımsızlığı, ne egemenliği, ne laikliği, ne de halk iradesini taşıyabilirdi. Tersine, sermaye sınıfı için bağımsızlık, egemenlik, laiklik ve halk iradesi, kendi iktidarını meşrulaştırdığı oranda anlam taşıyan, bunun dışında içi boşaltılması, hatta kurtulunması gereken niteliklerdi.”

TKP, Cumhuriyet’in nasıl bir felaketin eşiğinde olduğuna 10 yıl önce işaret etmişti.
O zaman işaret ettiğimiz durumu kimsenin kavramamış olduğunu söyleyecek değiliz. Böyle olmadığı çok açık. Tersine, herkes yaklaşan yol ayrımının farkındaydı. Herkes birbirine o dönemin ünlü ifadesiyle aynı soruyu soruyordu: Tehlikenin farkında mısınız?
Tehlikenin farkında olmak, tehlikeyi ortadan kaldırmadı. Tehlikenin kaynağını göremeyenler ya da sadece bir kısmını görenler sadece bu soruyu sormakla yetinebildiler: Tehlikenin farkında mısınız?

Cumhuriyeti uçurumun eşiğine getirenin ne olduğunu 10 yıl önce şu şekilde anlatmış, yol ayrımının dinamiklerini böyle öngörmüştük:
“Türkiye burjuvazisi, 85 yıl önce iç ve dış koşulların denk düştüğü bir sırada göze aldığı, kendi çıkarlarına uyarladığı büyük "Cumhuriyet hamlesi"nden bugün tamamen kurtulmak için gün saymaktadır.
AKP iktidarını kimse başka türlü anlamlandıramaz.
Türkiye bağımsız ve egemen bir ülke olma özelliğini çok ama çok uzun yıllar önce yitirmişti. Ancak bugün bağımsızlık ve egemenlik iddiasından da kurtulmak istiyorlar.
Türkiye hiçbir zaman gerçek anlamda laik bir ülke olmamış, dinci hareketler zengin sınıfların imdadına yetişen bir siyasal araç olarak ilerici düşünce ve örgütlenmeye karşı kullanılmıştı. Ancak bugün laiklikten bir bütün olarak kurtulmak için düğmeye basılıyor.
Türkiye'de halk iradesi, paranın tahakküm ettiği bir düzende erozyona uğramış çaresizleştirilen, korkutulan, kişiliksizleştirilen, örgütsüz hale getirilen, sindirilen halkın aynı zamanda iradesizleşmesi anlamına gelmişti. Ancak bugün halkın doğrudan köleleştirilmesi aşamasına geçiliyor.
Kimse kendini kandırmasın. "Herkes Cumhuriyetçi, padişahlık isteyen mi var" söylemi, halkı yanıltmak amacı taşımıyorsa, ciddiyetsiz bir söylemdir. Bugün Türkiye Cumhuriyeti tasfiye edilmektedir.”

Bugün 2018’in 29 Ekim günü, Cumhuriyet’in ilanından 95 yıl sonra Cumhuriyeti yıkıma sürükleyenlere “hepiniz oradaydınız” deme hakkımız var.

Cumhuriyet’in ilanından 95 yıl sonra bu yıkımın asıl sorumlusu olan patron sınıfına “hiçbirinizi laikliğin, bağımsızlığın, aydınlanma ve bilimin temsilcisi olarak görmüyoruz” diye sesleniyor ve ilan ediyoruz: Yıktığınız Cumhuriyet’in yıldönümünü kutlama hakkına sadece yeni bir Cumhuriyeti sosyalizmde, işçi iktidarında kurmanın kavgasını verenler sahip olacaktır.

TKP Merkez Komitesi