Yalanlara kanma!

Yalanlara kanma!

Seçimlere katılması engellendiği için seçimlerde bağımsız adayları destekleyen Türkiye Komünist Partisi, bu maddelerin tek tek takipçisidir.

Yalana kanma, BU DÜZEN DEĞİŞMELİ diyen bağımsız adayları destekle, Türkiye Komünist Partisi saflarında örgütlen.

BU 19 MADDE GERÇEKLEŞMEDEN TÜRKİYE NEFES BİLE ALAMAZ

Bankalara el konulmalıdır

Emeğinden başka serveti olmayanları iliklerine kadar sömüren, tüm ülkeyi yabancı para babalarına yem eden finans sermayesinin soluğu kesilmeden halka rahat yok. Ülkeyi ipotek altına alan dış borçlar da çalışanları köleliğe razı eden kredi borçları da bu asalak sınıfın marifetidir.

Özelleştirilmiş bütün işletmeler, fabrikalar, enerji dağıtım hizmetleri, otoyollar, hastaneler bedelsiz bir biçimde devletleştirilmelidir

Doymak bilmez para babalarının, en tanınmış ve “köklü” holdinglerden, en yeni yetme yandaş müteahhite kadar asalak sermaye sınıfının halka attığı en büyük kazık özelleştirmelerdir. Evet, hepsi devletleştirilmelidir. Yağmacılara tek kuruş ödeme yapılmadan!

Özelleştirmelerin sorumluları vatana ihanetten yargılanmalıdır

Özelleştirmeler, halka karşı işlenmiş en büyük suçtur. İşinden edilen, sosyal hakları elinden alınan, geleceği karartılan emekçilere karşı işlenen bu büyük suç kesin olarak “vatana ihanet” niteliği taşımaktadır. Para babalarına ülkeyi peşkeş çekenlerin yargılanması da bu çerçevede gerçekleştirilecektir.

Sermaye kaçışı engellenmelidir

“Yağma var” denildiğinde koştura koştura ülkemize doluştular. Özelleştirmelerden pay aldılar, yaptıkları “yatırımlarla” başka ülkelerde izin verilmeyecek bir çevre talanına ortak oldular. İşçilerimizin alın teriyle semirdikçe semirdiler. Yerli ve yabancı patronların ülkemizin iliğini sömürerek oluşturdukları zenginlikleri “yağma devri bitti” diyerek kaçırmalarına izin verilmemelidir.

AB anlaşmaları çöpe atılmalıdır

Avrupalı emperyalistlerin ticaretten tarıma, sosyal güvenlik sisteminden eğitim politikalarına her şeyi kendi çıkarlarına göre düzenlemek, yerli işbirlikçilerini memnun etmek ve Türkiye’yi Ortadoğu’da bir ileri karakol haline getirmek için patron hükümetlerine imza ettirdikleri tüm anlaşmalar çöpe atılmalıdır.

Ücretlilerin banka ve kredi kartı borçları iptal edilmelidir

Emeğiyle geçinen, kendisi ve çocukları için insanca bir yaşam kurmaya çalışan insanların tefecilerin kredi zincirleriyle bağlandıkları açıktır.

Ücretlilerin insanca yaşama hakkı ve geleceğini belirleme özgürlüğü mutlak bir zorunluluk ve kesin bir haktır: Banka ve kredi kartı borçları iptal edilmelidir.

Köylülerin banka borçları silinmelidir

Köylü nüfusun altına sokulduğu borç yükü, patron hükümetlerinin halk düşmanı politikalarının, tarım tekellerinin ve şüphesiz bunlarla çakışan banka sermayesinin oluşturduğu sömürü zincirinin ürünüdür. Geçimlik ya da kendi ve ailesinin emeğiyle üretim yapan çiftçilerin tüm banka borçları silinmelidir.

Dış borçlar reddedilmelidir

Devletin, özel sermayeye ait tüm banka ve şirketlerin dış borç ödemeleri durdurulmalıdır. Uluslararası sermayenin yerli işbirlikçileri ile ortak olarak ülke halkını esir aldıkları tefecilik düzeni hükümsüz kılınmalıdır. Emperyalistler mallarını satsınlar, bağımlı kıldıkları ekonomimizi kendi pazarları haline getirsinler, savaş uçaklarından lüks otomobillere ülkemizi kendi ürünlerinin çöplüğü yapsınlar diye verilen borçların nasıl ödeneceği bu ülke emekçilerinin derdi olamaz!

İnsanca çalışma düzeni kurulmalıdır

Ülke ortalaması 50 saati geçen haftalık çalışma süresi ile ülkemiz dünyanın önde gelen birkaç emek cehennemi arasına girmiştir. Bu ülkemiz emekçilerinin köleleştirilmesidir.

Çalışma süreleri derhal haftanın 5 günü ve günde azami 8 saatle sınırlandırılmalıdır.

Asgari ücret ve sektör işçi ücretleri yeniden ve işçilerce belirlenmelidir

İşçi ücretlerinin tüm sektörlerde insanca yaşam için gereken düzeye çekilmesi amacıyla ülke çapında işçi temsilcileriyle oluşturulacak ücret belirleme komisyonları yetkilendirilmelidir.

Ülke ekonomisinin sürekli büyüdüğünden söz edilirken ülkemiz çalışanlar için bir cehennem haline gelmiştir. Emekçi halkımızın “yeter” dediği bu kölelik düzenidir.

İşsizlik yasaklanmalıdır

İşsizlik, ekonominin olağan mekanizmaları içinde oluşan bir doğa olayı değildir.

İşçileri daha ucuza ve daha fazla çalıştırmak için işsizliği körükleyen patronlardır. Kısa sürelerle çalıştırdıkları işçileri işten atıp yine kısa süre için yerine yenisini alarak ücretleri düşük tutmayı, işçileri bölmeyi ve işsizlik tehdidini diri tutmayı amaçladıkları açıktır.

İşçi çıkarma yasaklanmalıdır.

Fethullah Gülen ve bütün cemaatlerin siyasi faaliyetlerine göz yuman devlet görevlileri yargılanmalıdır

“FETÖ ülkeye ihanet etti, büyük suçlar işledi” diyorlarsa bu ihanete ortak olduklarını, yapılan her şeye bilerek ve isteyerek katıldıklarını ya da göz yumduklarını da kabul etmeleri gerekir. “FETÖ dış güçlerin emrindeydi” diyorlarsa cemaat aracılığıyla “dış güçlerle” anlaşmalar yaptıklarını, Gülen’in aracılığıyla ABD’den destek aldıklarını da kabul etmeleri gerekir.

Gülen cemaati için söylenecek her şey, diğer cemaat ve tarikat yapılanmaları için de aynı şekilde geçerlidir.

Bunların siyasi faaliyetlerine göz yumanlar halka hesap vermeli, cezalarını çekmelidir.

Siyasette din yasaklanmalıdır

Herhangi bir inancın, dinin ya da mezhebin siyasal örgütlenmede, propagandada ya da siyasi programlarda yer alması; ülkede ya da ülkenin herhangi bir parçasında çoğunluk olsun ya da olmasın, dinsel topluluklara dayanan siyasal örgütlenmelere gidilmesi yasaklanmalıdır.

Laik eğitim vermeyen tüm öğretim kurumları kapatılmalıdır

Dini temel alan, dinsel öğretileri bilimin yerine geçiren tüm ögeler, kurumlar ve okullar ulusal eğitim sisteminden derhal çıkarılmalıdır.

Bilimi temel alması, tüm inanç ve etnikliklerden insanları kucaklaması, dinsel inanç ya da öğretileri değil bilimi “en gerçek kılavuz” bellemesi laik eğitimin temel özelliğidir.

“Din adamı yetiştirme” ihtiyacı da ancak tüm inançlara eşit olanaklar tanıyan ve laik eğitim ilkelerinden vazgeçmeyen özel nitelikli kurumlar aracılığıyla giderilebilir.

NATO’dan çıkılmalıdır

NATO, ABD’nin dünya jandarmalığına hizmet eden, emperyalist güçlerin çıkarları doğrultusunda yapılandırılan, işgalci ve sömürgeci bir canavar örgüttür.

Türkiye NATO’dan derhal çıkmalıdır.

Tüm yabancı askeri misyonlar sınır dışı edilmelidir

Bugün Türkiye topraklarındaki yabancı asker varlığının, uluslararası işbirliğinin ya da halklar arasında dayanışmanın değil emperyalizmin çıkarlarının ve Türkiyeli para babalarının işbirlikçi politikalarının ürünü olduğu açıktır. Ülkemizi terk etmelidirler.

Ülke dışındaki tüm askeri kuvvetler geri çağırılmalıdır

Gerçek yurtseverlik, başkasının yurduna göz koymamayı gerektirir. Türk askerinin başka halkların yurdunda işi yoktur. Başka ülke topraklarında bulunan askeri kuvvetlerimiz ya emperyalist savaş kışkırtıcılarının politikaları sonucu oradadır ya da doğrudan NATO gibi emperyalist savaş örgütlerinin emri altında buralara gönderilmiştir.

Tüm yabancı üsler kapatılmalıdır

Tüm yabancı üs ve askeri tesisler kapatılmalıdır. Bunlar var olduğu sürece ülkemiz işgal altındadır. Bunlar var olduğu sürece ülkemiz halk düşmanı provokasyonların kurbanı olacaktır.

Irkçılık propagandası yasaklanmalıdır

Herhangi bir ırkın ya da etnikliğin başka toplumsal gruplar karşısında üstünlüğünü savunan, ırk ya da etniklik temelinde kurulan ortaklıkları esas alan kolektif çıkar tanımları yapan tüm görüş, düşünce ve yayınlar suç sayılmalıdır.

Yurdunu ve halkını gerçekten sevenler, insanlık ailesine de gönülden bağlıdır. Aksi yurtseverlik değil gizli ırkçılıktır.

BU DÜZEN DEĞİŞMELİ diyen bağımsız adayları destekle

Seçimlere katılan partiler yukarıdaki maddelerden birini bile gerçekleştiremez. Oysa bunlar Türkiye’de halkın soluk alması, yaklaşmakta olan ekonomik krizin faturasını ödememesi için zorunlu önlemlerdir.

Seçimlere katılması engellendiği için seçimlerde bağımsız adayları destekleyen Türkiye Komünist Partisi, bu maddelerin tek tek takipçisidir.

Yalana kanma, BU DÜZEN DEĞİŞMELİ diyen bağımsız adayları destekle, Türkiye Komünist Partisi saflarında örgütlen.