Melih Gökçek hesap vermeden gidiyor

Kötülükten, hırsızlıktan, sömürüden, yobazlıktan hesap sormak için...
Melih Gökçek hesap vermeden gidiyor

Eski belediye başkanı partisiyle birlikte Ankara'yı yağmalarken bu işi patronlar adına, patronlarla birlikte yaptı. Halkın sırtından sağlanan bu rant, hepimizin mallarının çalınmasıyla biriken bu servet bölüşülürken Gökçek'le birlikte hareket eden para babaları işlerine devam etmektedir. Ankara hâlâ yobazların, cumhuriyet düşmanlarının, paragöz ve hırsız patronların elinde esirken bu istifanın kutlanacak bir yanı olamaz.

AKP'li Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek arkasında büyük bir yıkım bırakarak istifa ediyor. Gökçek'in gitmesine üzülecek değiliz, ancak bu gidişte kutlanacak bir yan göremiyoruz.

Melih Gökçek'in fazlasıyla uzun süren yönetimi sömürü, talan, hırsızlık ve yobazlıkla anılacak. Halkın parasının hiçbir işe yaramayacak işlerde çarçur edilmesi, yeşil alanların rant hırsıyla katli, düzensiz ve plansız yapılaşma, en basit kamu hizmetlerinin dahi sağlanmaması... Eski başkanın suç listesi saymakla bitmez.

Ancak Gökçek tüm bunları yaparken yalnız değildi. Melih Gökçek, Ankara'yı soyan, Cumhuriyetin başkentinden siyasal İslam adına intikam almaya yeminli bir çetenin önde gelen üyesidir. Kendisi gitmiştir, ama çete işlerine kaldığı yerden devam edecektir.

Gökçek yobazlıkta sınır tanımaz, şehirde 1923'ten kalan ne varsa yok ederken arkasında AKP ve Erdoğan vardı. AKP iktidarı sürmektedir.

Eski belediye başkanı partisiyle birlikte Ankara'yı yağmalarken bu işi patronlar adına, patronlarla birlikte yaptı. Halkın sırtından sağlanan bu rant, hepimizin mallarının çalınmasıyla biriken bu servet bölüşülürken Gökçek'le birlikte hareket eden para babaları işlerine devam etmektedir.

Kalan herkes işine devam ederken, Ankara hâlâ yobazların, cumhuriyet düşmanlarının, paragöz ve hırsız patronların elinde esirken bu istifanın kutlanacak bir yanı olamaz.

Üstelik Gökçek'in yerini bir başka AKP'linin doldurulacağı asla unutulmamalıdır. Kimse Melih Gökçek kadar kötü olamaz yaklaşımının sonu felakettir. Erdoğan, Gökçek gibi siyasi karakterlerin sınırsız kötülüğü bu yaklaşımı beslese de, kötünün iyisi diye bir şey yoktur. AKP'lilerin hepsi kötüdür. 

Melih Gökçek'in tasfiyesiyle Türkiye'de yaptıklarının hesabını vermeden görevini bırakan siyasetçiler listesine bir isim daha eklenmiştir. Bu listenin daha fazla büyümesi ancak halkımızın kendi işini kendi görmesiyle engellenebilir.

Seçimle  gelen seçimle gider saçmalığına inanmıyoruz. Seçim veya başka bir yolla başımıza gelen Gökçek ve benzeri felaketlerin hakkından gelmenin yolunun işyerinde, sokakta, okulda harekete geçmekle mümkün olduğunu biliyoruz.

Türkiye kötülüğün başka şekillerde yoluna devam etmesine razı olacak kadar çaresiz, halkımız bu denli güçsüz değil. Yeter ki, örgütlü mücadeleyi yükseltelim, kötülüğün, sömürünün, hırsızlığın ve yobazlığın üzerine cesaretle yürüyebilecek partiye güç verelim. Türkiye Komünist Partisi'ni, iyiliğin, emeğiyle kazananların, dürüstlüğün, aydınlığın partisini büyütelim...