Kudüs’ün barış kenti olması bir tek sosyalizmle mümkündür

Barış için; emperyalizme, siyonizme ve gericiliğe karşı mücadeleye
Kudüs’ün barış kenti olması bir tek sosyalizmle mümkündür

Kudüs’ün farklı kültür, inanç, dillerden halkların kardeşçe birlikte yaşadıkları bir merkez olması imkânsız değildir. Bu hedefin yalnızca sosyalizmde erişilebilir olduğunu hatırlamanınsa tam zamanıdır. 

ABD Başkanı’nın Kudüs’ü İsrail başkenti olarak tanımasının altında bu ülkenin Filistin sorunuyla ilgili güttüğü bir strateji aramak boşuna olur. ABD emperyalizmi, Ortadoğu’da açık işgalden “ılımlı İslam”a, “Arap Baharı”ndan “terörle mücadele”ye kadar peş peşe fiyaskolar yaşadı ve zemin kaybetti. Engellenemeyen bu geri düşüşün üstüne ABD egemen güçleri içinde alenen süren kardeş kavgası eklendi. Trump’ın Kudüs adımı bir taşla iki kuş vurmayı, yani bir yandan ABD’nin bölgede yeniden inisiyatif almasını, diğer yandan da ortalığı kızıştırıp kendi paçasını kurtarmayı amaçlayan bir denemedir.

Bu deneme yeni bir fiyaskoyla sonuçlanmaya mahkumdur.

* * *

Kudüs uluslararası anlaşmaların ve Birleşmiş Milletler belgelerinin belirlediği bir statüye sahiptir. Filistin-İsrail sorunu için öngörülen “iki devletli çözüm” Doğu Kudüs’ü bağımsız Filistin devletinin başkenti olarak tanımlamaktadır.

Yıllardır Amerikan-İsrail sabotajları bu yolda mesafe alınmasını engellemişti. Engellemeler çözüm yoluna bombalar yerleştirmek demekti. Şimdi o bombalar yerleştirenlerin elinde patlayacaktır.

Birincisi, Kudüs’ün başkent olarak ilan edilmesi bu dünya konjonktüründe kabul görecek bir karar değildir. Diğer emperyalistler, küresel ve bölgesel güçler arasından bu adımı meşrulaştırmaya yetecek bir ağırlık çıkmaz.

İkincisi, barış güçleri zannedildiği kadar zayıf değildir. Geçtiğimiz yıllarda Ortadoğu’da işgale direnişi, bölgenin laik ve yurtsever birikimini hafife alan emperyalizm, yine yanlış hesap yapmaktadır. Filistin halkı direnecektir. İsrailli barış güçleri direnecektir. Bölgenin İsrail ile dost, ABD yandaşı ve piyonu devletlerinde yaşayan halklar da bu direnişin yanında olacaktır.

Trump’ın aynı taşla çok kuş vurma fantezisi ABD emperyalizminin kendi kalesine attığı yeni bir gol olacak, İsrail devletinin gayrimeşru çizgisi ve politikaları bütün insanlığın yoğun tepkisiyle ve nefretiyle karşılaşacaktır.

* * *

Türkiye Komünist Partisi ABD Başkanı’nın Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıma kararını protesto etmekte ve bu adımın son derece ağır bir provokasyon olduğunun altını çizmektedir. Provokasyonlar ancak halkların birleşik politik mücadelesiyle boşa düşürülebilir.

Bu mücadelede halk düşmanlarının yeri bulunmuyor. Başta AKP iktidarı olmak üzere bölgenin gerici iktidarlarının böyle bir ehliyeti de yoktur. Tayyip Erdoğan İsrail karşıtı demagojiye ilk defa bugün sarılmıyor. Erdoğan’ın efelenmesinin içi boştur. Yıllar önce Davos’ta, Gazze ablukasında olduğu gibi…

Eski demagojilerin içinin boş olduğu, Türkiye ve İsrail arasındaki askeri işbirliğinin devam etmesiyle açığa çıktı. Emperyalizmin Suriye’ye en başta Türkiye ve İsrail’i saldırtmasıyla açığa çıktı. Bölgeyi kasıp kavuran IŞİD katliamlarının yine önce bu iki ülkenin desteğini almasıyla açığa çıktı. Gericiliğin Türkiye’de Müslüman, İsrail’de Musevi yobazlığına dayanıyor olması sonucu değiştirmedi.   

AKP iktidarı ve benzeri bölge rejimlerinin sahte tepkileri Trump’ın attığı adımı tamamlar niteliktedir. Provokasyona provokasyon eki yapılmakta ve savaş çığlıkları her yeri sarmaktadır. Gericilik iktidarını halkları birbirlerine karşı kışkırtarak sürdüreceğini zanneder.

Türkiye Komünist Partisi gericiliğin Filistin halkının ve barışın yanında olmadığını tam da bugün vurgulama ihtiyacı duymaktadır.

Kudüs’ün farklı kültür, inanç, dillerden halkların kardeşçe birlikte yaşadıkları bir merkez olması imkânsız değildir. Bu hedefin yalnızca sosyalizmde erişilebilir olduğunu hatırlamanınsa tam zamanıdır. Emperyalizm ve Siyonizmin son saldırısı barış ve sosyalizm mücadelesinin önüne başka taleplerin geçirilmesinin mazereti olamaz. Tam tersine bugüne kadar savaş tehdidinin bertaraf edilememiş olması, sosyalizm mücadelesinin ertelenmesinin ne denli derin bir yanılgı olduğunu kanıtlamaktadır.

* * *

Türkiye Komünist Partisi Kudüs’le ilgili alınan provokatif kararın halkların iradesi karşısında geçerlilik kazanamayacağını ilan etmekte ve bu adımın derhal geri çekilmesini talep etmektedir.

Bu vesileyle Filistin topraklarındaki işgale son verilmesini, 1967 sınırları içinde başkenti Doğu Kudüs olmak üzere bağımsız ve egemen bir Filistin devletinin kurulmasını, Filistin devletinin Birleşmiş Milletlere tam üye olarak kabul edilmesini, İsrail ordusunun Suriye ve Lübnan topraklarındaki işgale son vermesini, Gazze ablukasının koşulsuz ve derhal kaldırılmasını, Filistin topraklarındaki yasadışı İsrail yerleşimlerinin kaldırılmasını, yerleşimcilerin Filistin’i terk etmelerini, Filistin topraklarını parçalayan utanç duvarının yıkılmasını, Filistinli mültecilerin terk etmek zorunda kaldıkları yerlere geri dönebilmelerini, İsrail hapishanelerinde bütün siyasi tutsakların serbest bırakılmasını bir kez daha talep ediyoruz.

Filistin emekçi halkıyla, İsrail’in barışsever emekçi güçleriyle ve bölgemizin bütün yurtsever mazlum halklarıyla dayanışmamızı bir kez daha ilan ediyor, İsrail ve Filistin işçi sınıflarını ve emekçi halklarını, onları temsil eden devrimci, komünist, barışsever direnişçi güçleri selamlıyoruz.