İşgalcilere ve Saray'a karşı zafer kutlu olsun

İşgalcilere ve Saray'a karşı zafer kutlu olsun

30 Ağustos’u yaratanların bugüne bıraktıkları miras, ne olursa olsun boyun eğmemek ve zafere kadar ilerlemektir. 

Kimsenin kuşkusu olmasın, Türkiye Sosyalist bir Cumhuriyetle yeniden ayağa kalktığında dünya bir kez daha değişecektir.

30 Ağustos Anadolu’yu kuşatan emperyalist işgalcilere karşı zaferin kutlu günüdür. Ama yalnızca bu değil. 30 Ağustos, Birinci Dünya Savaşı’nı kazanan emperyalist ülkelerin herkese dayattığı dünya tasarımına vurulan en önemli darbelerden biridir. 1922’de mazlum Anadolu halkı değil işgalciler kazanmış olsaydı dünya haritası bambaşka bir şekil alacak, karanlık bir tablo ortaya çıkacaktı.

Anadolu halkı 30 Ağustos 1922’de Mustafa Kemal önderliğinde işgalcileri yenilgiye uğratmış, zaferden kısa bir süre sonra Türkiye bağımsız bir cumhuriyet olarak dünya sahnesindeki yerini almıştır. Söz konusu olan yalnız işgalcilere karşı değil Saray’a karşı, ömrünü tamamlamış padişahlığa karşı kazanılmış bir zaferdir.

Bu zaferin üzerinden 97 yıl geçti. Türkiye bugün yerli ve yabancı tekellerin işgali altındadır. Ülkenin bütün kaynakları büyük şirketlerin emrine verilmiş; akarsularımız, madenlerimiz, ormanlarımız, kıyılarımız gözünü kâr hırsı bürümüş sömürücüler tarafından yağmalanmıştır. Milyonlarca kişi bu şirketler tarafından her geçen gün daha da kötüleşen koşullarda çalıştırılmakta, karşılığında giderek erimekte olan ücretler almaktadır. Halkın yoksulluğu, bu şirketlerin zenginliğidir.

Evet, altını çize çize söylüyoruz: Bugün Türkiye tekeller tarafından işgal edilmiştir. Sömürünün geçerli olduğu bir ülke bağımsız ya da egemen olamaz. Güçlü emperyalist ülkelerin yayılmacı, talancı, işgalci planları karşısında kendisi yayılmacı, talancı, işgalci bir zihniyet tarafından yönetilen bir ülke yeni 30 Ağustoslar yaratamaz.

Dünyamız uluslararası tekellerin rekabet alanı haline gelmiştir. Toplumsal değil özel çıkarları temsil eden bu tekellerin hangi milletten olduğunun önemi yoktur. Onlar ele geçirilecek pazarlar, enerji kaynakları, sömürülecek ucuz işgücüne bakarlar. Vatan onlar için, işlerine geldiğinde kendi kasalarını korumak için ölüme yollayacakları milyonlardan başka bir anlam ifade etmez.  

Bizim içinse vatan tarihtir, kültürdür, doğadır, özgürce, kardeşçe ve eşitçe yaşamaktır, bağımsız ve egemen olmaktır. Bunu mutlaka elde edeceğiz. 

30 Ağustos’u yaratanların bugüne bıraktıkları miras, ne olursa olsun boyun eğmemek ve zafere kadar ilerlemektir. 

Kimsenin kuşkusu olmasın, Türkiye Sosyalist bir Cumhuriyetle yeniden ayağa kalktığında dünya bir kez daha değişecektir.

Türkiye Komünist Partisi
Merkez Komite