Gelin hep birlikte insanca bir düzen kuralım

1917 Ekim Sosyalist Devrimi’nin 100. yılında
Gelin hep birlikte insanca bir düzen kuralım

Çağımız emperyalizm ve sosyalist devrimler çağıdır. Bu iki gerçek birbiriyle çatışmaktadır. Ya emperyalizm insanlığı yok edecek ya insanlık sosyalizm ile kazanacak! İkincisine inanın, o iradenin parçası olun. TKP’nin çağrısı budur.

İnsanın insanı sömürmediği, işsizliğin ortadan kaldırıldığı, aç ve açıkta kimsenin kalmadığı, eğitim ve sağlık hizmetlerinin bedelsiz ve en çağdaş haliyle bütün yurttaşlara eşit bir biçimde ulaştığı, kültür ve sanatın toplum için özgürce serpilip geliştiği, kadın-erkek arasındaki farklılıkların giderildiği, etnik ayrımcılığın ve baskıların ortadan kaldırıldığı, dinin devlet işlerinden uzaklaştırıldığı, bağımsız ve egemen bir ülke...

Türkiye Komünist Partisi böyle bir ülke için mücadele ediyor. Bunun hayal olduğunu ileri sürenler ya insanlıktan umudu kesmiştir ya da yoksulluğun, işsizliğin, adaletsizliğin, zorbalık ve savaşın kol gezdiği mevcut düzenden nemalanıyordur.

Oysa insanlıktan umudu kesmek için hiçbir neden bulunmuyor. İnsanlık çok daha karanlık dönemlerden ayağa kalkarak çıkmayı becerdi. Bugünkü düzenden çıkarı olanlar ise dünyada milyarlarca yoksul emekçinin sırtına binen bir azınlıktır ve onların keyfi sürecek diye çürümüş bir toplumsal sisteme katlanmak zorunda değiliz, katlanmayacağız da...

Bugün 100. yılını kutladığımız ve Rusya’nın emekçileri tarafından gerçekleştirilen sosyalist devrim her açıdan bu söylediklerimizin kanıtıdır. 7 Kasım 1917’de işçiler komünistlerin önderliğinde iktidarı ele geçirdiklerinde Birinci Dünya Savaşı’nın kanlı boğazlaşması sürüyordu. O savaş ki, büyük emperyalist ülkelerin dünyayı paylaşmak için birbiriyle girdiği kıyasıya mücadelenin sonucu başlamıştı. Büyük devrimci Lenin dünyanın bütün ezilenlerine “bu boğazlaşmada taraf olmayın, sizi  savaşa ve açlığa mahkum eden düzene karşı isyan edin” çağrısı yapmıştı. Bu çağrı geniş yankı buldu, önce Ruslar sonrasında Ukraynalılar, Kafkas halkları, Asya’nın ezilenleri ayağa kalktılar ve Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’ni kurdular.

Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği sömürünün, işsizliğin, açlığın, eşitsizliklerin, cehaletin, ırkçılığın, yobazlığın ortadan kaldırıldığı bir yaşamın mümkün olduğunu kanıtladı. Komünizme giden yolda Sovyetler Birliği’nin kat etmesi gereken daha nice yol, gidermesi gereken bir sürü zaafı olmasına rağmen 1991’de yıkılıncıya kadar elde edilen kazanımlar insanlık için benzersizdi.

Sovyetler Birliği geri bir tarım ülkesiyken dünyanın en önemli endüstri güçlerinden biri haline geldiyse bu sosyalizm sayesinde gerçekleşti. Bilim, kültür, sanat ve spor alanında muazzam başarılara imza atıldı. Hitler faşizminin yenilmesinde belirleyici rolü Sovyet halkının bağrından çıkan Kızıl Ordu oynadı.

1917 Ekim Devrimi ile açılan yolun insanlığa kazandırdıkları saymakla bitmez. Türkiye Komünist Partisi bu yolun kapandığı iddialarına gülüp geçiyor. Asıl, krizlerden, savaşlardan, açlık ve işsizlikten ırkçılıktan, çevre felaketlerinden, yobazlıktan, ahmak liderlerden başka hiçbir şey vaat etmeyen bugünkü dünya düzeninin yolu kapanmakta, ömrü tükenmektedir.

Gelin hep birlikte, Türkiye’yi insanca bir düzene taşıyalım. Ekim Devrimi’nin bundan 100 yıl önce açtığı görkemli yola girelim. Çağımız emperyalizm ve sosyalist devrimler çağıdır. Bu iki gerçek birbiriyle çatışmaktadır. Ya emperyalizm insanlığı yok edecek ya insanlık sosyalizm ile kazanacak!

İkincisine inanın, o iradenin parçası olun. TKP’nin çağrısı budur.

 

6 Kasım 2017