27 Aralık 2019 - İnsan onuruna yaraşır bir asgari ücret patronsuz bir düzende mümkün

27 Aralık 2019 - İnsan onuruna yaraşır bir asgari ücret patronsuz bir düzende mümkün

TKP EMEK MERKEZİ:

2020 ASGARİ ÜCRET RAPORU

İNSAN ONURUNA YARAŞIR BİR ASGARİ ÜCRET

PATRONSUZ BİR DÜZENDE MÜMKÜN

 

  • 2020 yılında geçerli olacak asgari ücret düzeyi, 2.324 TL olarak belirlendi. Asgari ücret, bekar bir işçi için net ele geçen ücret baz alındığında yüzde yüzde 15,03 oranında arttırıldı. Ücrete günlük 10 TL artış yapılmış oldu.
  • Asgari ücrette, yine patronların istediği oldu. Patronlar, asgari ücretin 2.262 TL olmasını istemişlerdi. Patronların teklifinden sadece 62 TL daha yüksek belirlendi.
  • Asgari ücret artış oranı, Kasım ayı yıllık ortalama enflasyon oranı olan yüzde 15,87’nin de altında kaldı. Ortalama enflasyon dikkate alındığında asgari ücretli, TÜİK’in “makyajlanmış” enflasyon hesabına göre dahi reel olarak kayba uğrayacak.
  • Tüm ücretlilerin neredeyse yarısını oluşturan asgari ücretlilerin reel kayıpları, ülkemizde yoksullaşma sürecini daha da hızlandıracak. Asgari ücrete yapılan sınırlı artış, başta son aşamaya yaklaşan Metal İşkolu Grup Sözleşmesi’nde olmak üzere patronlara güç verecek ve işçiler üzerindeki dayatmalarını arttırmalarına yol açacak.
  • Asgari ücret, patronların cebinden çıkmayan AGİ dahil telaffuz ediliyor ve açıklanıyor. AGİ dahil edilmediğinde asgari ücret aslında 2.104 TL oldu.
  • Asgari ücretten vergi kesilmeye devam edilecek. Bekar işçiler dışındaki asgari ücretliler tamamlamadan yararlanamadığı için, onların eline geçen net asgari ücret, Ağustos'tan itibaren düşmeye başlayacak. Evli, eşi çalışmayan, çocuksuz bir işçi ile bekar bir işçi arasındaki fark Ağustos ayından itibaren aylık 81 TL olacak.

Asgari Ücret: Yine Yoksulluk, Yine Sefalet

Her yıl olduğu gibi bu yıl da, asgari ücret tespit çalışmaları sürerken gerek sürecin tarafları gerek  kamuoyu yoğun biçimde tartıştı. Ancak değişen bir şey olmadı, asgari ücret yine sefalet ücreti düzeyini aşacak bir düzeye çıkarılmadı.

Patronlar ve hükümet temsilcilerinin argümanı geçmiş yıllarda olduğu gibi, asgari ücretin geçim ücreti olmadığı ve bir kişi için belirlendiği yönünde oldu. Bu argümana göre, asgari ücret düzeyinin yoksulluk sınırına doğru yükseltilmesi mümkün olamazdı. Bu nedenle ailenin dikkate alınması gerekmiyordu. Yine hükümet temsilcileri, asgari ücret düzeyinin tespitinde ülkenin ekonomik durumunun da göz önüne alındığını belirttiler.

Asgari ücreti düşük tutmak için bahaneler ve gerekçeler havada uçuşuyor. Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nda patronları temsil eden TİSK (Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu) Başkanı Akansel, ilk toplantıda asgari ücret belirlenirken Türkiye’deki işsizlerin de düşünülmesi ve işsizlik oranı hedefinin gözetilmesi gerektiğini belirtti. Patron temsilcisinin bu sözleri, aslında bir tehdit anlamına geliyordu ve asgari ücretin yüksek düzeyde arttırılması durumunda bazı işçileri kapı önüne koyacaklarını ima ediyordu.

Komisyonda işçi tarafını temsil eden Türk-İş (Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu) ise 2.578 TL’nin altında bir rakamı kabul etmeyeceklerini ilan etti. DİSK (Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu), yoksulluk sınırı üzerinden yaptığı bir hesaplamayla asgari ücretin en az 3.200 TL olması gerektiğini savundu. Konfederasyonlar bu açıklamalar ve yaptıkları birkaç basın açıklaması dışında güçlü bir tavır koyamadılar ve işçileri asgari ücret talepleri doğrultusunda harekete geçirmediler. Türk-İş, asgari ücretin açıklandığı toplantıda komisyonun görüşüne katılmadıklarını belirttikleri kısa bir açıklamadan sonra toplantıdan ayrıldı.

Bu süreçte en çarpıcı açıklama ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından yapıldı. Erdoğan, “Bakalım son geldikleri nokta nedir, onu da bir kendilerinden görelim. İnşallah, tarafları memnun edecek bir adımı atarız. Jestimizi yaparız.” dedi. Bu sözler, asgari ücret artışının bir lütuf olarak görüldüğünü ortaya koyuyor. AKP dönemine damgasını vuran, “hak aranmasın, biat edilsin” anlayışıyla paralellik gösteriyordu. Ancak sonuç değişmedi, Cumhurbaşkanının nasıl bir jest yaptığı merak konusu oldu.

Tüm bu gelişmeler ve arkasından açıklanan asgari ücret düzeyi şaşırtmadı. İşçilerin aileleriyle birlikte asgari geçim şartlarını karşılaması beklenen asgari ücretin, değil bu şartları karşılamak bir sefalet ücreti düzeyini aşamayacağı bir kez daha görüldü.

Çünkü asgari ücret, patronların hakim olduğu bir mekanizmayla belirleniyor. Patronların çıkarı doğrultusunda hareket eden hükümetlerin seçim dönemlerinde enflasyonun üzerinde artış yapması, asgari ücreti geçinebilir bir ücret seviyesine çıkarmıyor. Bu artışlar yapıldığında ise patronlara, maliyetleri artmasın diye, asgari ücret teşviği vb. uygulamalarla bütçeden ve İşsizlik Sigortası Fonu’ndan kaynak aktarılıyor. Aslında milyonlarca emekçinin ürettiği ve emekçilere ait olan kaynaklar talan ediliyor. Nitekim, 2020 yılında geçerli olacak asgari ücretin açıklandığı toplantıda Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı devletin işverene desteğinin işçi başına 75 TL olarak süreceğini açıkladı.

Asgari Ücretle Çalışanların Sayısı Belirsiz

Türkiye’de asgari ücretli çalışanların sayısını ne SGK ne de TÜİK verilerinden net olarak saptamak mümkün değil. SGK istatistiklerinde, asgari ücretlilere ilişkin kamuoyuna açıklanan son rakamlar 2017 yılına ait. TÜİK’in verileri ise anket biçiminde ve beyana dayalı alındığından bazı kısıtları içeriyor, üstelik bu kısıtlı veriler de kamuoyuna tüm detaylarıyla açıklanmıyor ancak mikro veri setleri başvuru ve ücret karşılığı alınabiliyor.

SGK’nın sadece kayıtlı işçileri kapsayan istatistikleri göz önüne alındığında, 2017 yılında primi asgari ücret üzerinden yatırılanların sayısı 5 milyonun üzerinde. 2017 yılında aylık kazanç aralığı 1.860 TL’ye kadar olan yani asgari ücretin yüzde 5 üzerinde ücreti olanların sayısı ise 6 milyon 561 bin kişiye ulaşıyor.

Türkiye’de birçok işçinin, patronlar tarafından maliyetleri düşük tutmak için asgari ücret üzerinden sigortalı yapıldığı biliniyor. Bu nedenle SGK kayıtlarındaki bu rakamlar da gerçek asgari ücretli sayısı için net bir tablo sunmuyor. Ancak hem sömürü koşullarının derinleşmesi hem de krizin etkisiyle ücret ortalamalarının giderek asgari ücrete yaklaştığı görülüyor. Türkiye’de hızlı bir asgari ücretlileşme yaşanıyor. SGK verilerindeki bir diğer dikkat çekici durum, kamu sektöründe de asgari ücretlilerin sayısının artması ve kamuda asgari ücret ile asgari ücretin yüzde 5 üstüne kadar kazanan çalışanların içerisinde kadınların erkeklerden daha fazla olması. Kamu istihdamında, taşeron düzenlemesinin öncesinde de ücretlerin asgari ücret düzeyine doğru düşmeye başladığı ve bu gelişmeden kadın çalışanların daha fazla etkilendiği görülüyor.

Öte yandan, SGK verilerinde kapsanmayan kayıtdışı çalışanlar da hesaba katıldığında asgari ücretle çalışanların sayısı daha da yükseliyor. Merkez Bankası’nın kısıtlı TÜİK verilerinden hareketle sunduğu verilere göre, 2017 yılında kayıtdışı dahil asgari ücret ve daha altında gelir elde edenlerin sayısı 6,7 milyon kişiyi buluyor ve 1,8 milyon kişi asgari ücretin altında bir ücretle çalışıyor. Üstelik bu rakamlara, göçmen işçiler ve Suriyeli emekçiler dahil değil.

Asgari Ücret Nasıl Belirleniyor?

Asgari ücreti belirleyen Tespit Komisyonu’nda, “sosyal tarafların” katılımı sağlanarak bir uzlaşma görüntüsü oluşturulmaya çalışılıyor.

Asgari Ücret Tespit Komisyonu, 15 üyeden oluşuyor. Hükümet, patronlar ve işçi olmak üzere üç taraftan beşer üyenin katılımıyla oluşan komisyonda kararlar oy çokluğuyla alınıyor. Patronları TİSK, işçileri TÜRK-İŞ temsil ediyor. Patronların sözcüsü durumundaki hükümet ise sözde “tarafsız” ve hakem olarak komisyonda yer alıyor. Komisyonun aritmetiği, taraflardan ikisinin aynı yönde tavır geliştirdiğinde sonucun belirlenmesine yönelik düşünülmüş. Hükümetlerin sermayenin sözcüsü olması nedeniyle, komisyonda “emekçiler lehine” karar alınması mümkün değil. Nitekim, yıllardır patron tarafı ile hükümet temsilcileri, birlikte hareket edip anlaşarak asgari ücreti sefalet ücreti düzeyinde tutuyorlar. Komisyonda asıl olarak iki taraf var ama işçi tarafını temsil eden TÜRK-İŞ’in de işçiyi ne kadar temsil ettiği tartışmalı. Kısacası, Asgari Ücret Tespit Komisyonu'nda, ülke nüfusunda küçük bir azınlık olan patronlar hükümet temsilcileriyle birlikte çoğunluğu oluşturuyorlar.

2020 yılı için açıklanan 2.324 TL’lik asgari ücreti, hükümet ve patron tarafının 10 kabul oyu ile oy çokluğuyla belirlendi.

2017’de asgari ücretin yüzde 5’inin üzerinde ücrete kadar kayıtlı çalışanlar ve 1,8 milyon kayıtdışı çalışan hesaba katıldığında toplamda 8 milyon 361 bin kişinin ücretinin asgari ücret dolayında olduğu ortaya çıkıyor. 2017 yılından bugüne sigortalı çalışan sayısında krizin etkisiyle artış yaşanmadığı ve asgari ücretlileşme süreci göz önüne alınırsa, Türkiye’de halihazırda yaklaşık 9 milyon asgari ücretli olduğunu söylemek mümkündür. Türkiye bir asgari ücretliler ülkesidir. Asgari ücretlilerin tüm ücretlilere oranı yüzde 40’ın üzerindedir. Asgari ücretin yüzde 10-15 fazlasına kadar kazananlar hesaba katıldığında, bu oran yüzde 60’lara çıkmaktadır.

Asgari ücret tespit çalışmaları ve bu çalışmaların sonucunda açıklanan tutar, sadece asgari ücretlileri değil, tüm ücretli kesimleri ilgilendirmektedir. Çünkü asgari ücretin mümkün olduğunca düşük belirlenmesi, ülkede ücretlerdeki genel seviyenin baskılanması anlamına gelmektedir. Sadece Türkiye’de değil, kapitalizmin yani patron düzeninin sürdüğü tüm ülkelerde asgari ücretin alabildiğine düşük tutulması amaçlanır. 2020 yılında bu amaç doğrultusunda asgari ücret artışı oldukça sınırlı tutuldu.

Asgari ücretteki sınırlı artış, IMF’siz IMF programı olarak da adlandırılan Yeni Ekonomik Program’daki ücret artışlarında hedef enflasyonun baz alınması anlayışı ile uyumlu bir adım oldu. Şimdi patronlar, asgari ücretteki bu sınırlı artıştan güç alarak arabulucu aşamasındaki Metal İşkolu Grup Sözleşmesi’nde de dayatmalarda bulunacak.

Avrupa’da Asgari Ücretler

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, Avrupa Sosyal Şartı ve ILO sözleşmelerinde çalışanların kendilerine ve ailelerine insanlık onuruna yakışır bir yaşam sağlayacak adil bir ücret hakkı olduğu yazmaktadır. Küresel kapitalizmin, bazı temel belgelerinde yazan bu hak, kağıt üzerinde kalmaktadır. Dünyada ve Türkiye’nin üye olmaya çalıştığı Avrupa Birliği’nde de asgari ücrete yaklaşım ülkemizdeki patronların yaklaşımından farklı değildir.

Avrupa Birliği’nin kendi raporlarında asgari ücrette popülist politikalara atıf yapılarak, hızlı ve yüksek oranlı artışların istihdamda oluşturacağı risklerin göz önünde bulundurulması gerektiği belirtilmektedir. Bu yaklaşım, Türkiye’de asgari ücret tespit çalışmaları sırasında patron temsilcilerinin yaptığı uyarılarla paraleldir.

 

 
 

Not: Danimarka, İtalya, Güney Kıbrıs, Avusturya, Finlandiya ve İsveç: Ulusal Düzeyde Zorunlu Asgari Ücret Sistemi Yok

(*) Temmuz 2009 ve ortalama yıllık değişim verisi yok.

(**) Temmuz 2019 değil Temmuz 2018 verisi.

Kaynak: Eurostat

AB resmi istatistik kurumu Eurostat’ın verilerine göre 2019 yılında Türkiye, 422 Avro ile asgari ücrette AB ülkeleri arasında en düşük ücretlere sahip olan 1. grup ülkelerle aynı seviyede bulunmaktadır. Türkiye, asgari ücret düzeyi 286 Avro olan Bulgaristan’dan sonra bu ülkeler arasında en düşük asgari ücrete sahiptir. AB üyesi olmayan, Arnavutluk, Sırbistan ve Karadağ’dan yüksektir. Asgari ücrete 2020 yılında uygulanmak üzere yapılan artış, Türkiye’nin asgari ücret liginde Avrupa ülkeleri içerisindeki yerini değiştirmeyecektir.

AB ülkelerinde 2009 yılından 2019 yılına kadarki 10 yıllık süreçte asgari ücretlerde Yunanistan dışında artışlar yaşanmış ancak ülkelerin asgari ücret ligindeki yerleri değişmemiştir. Bu durum, emperyalist ve kapitalist sistemin içinde barındırdığı eşitsizliklerden kaynaklanmakta ve ülkelerin AB’ye üye olmaları bu eşitsizlikleri ortadan kaldırmamaktadır. Aksine, AB’nin merkez ülkeleri başta ücretlerde olmak üzere bu eşitsizliklerden faydalanmakta ve özellikle Doğu ve Orta Avrupa ülkelerinde ücretlerin düşük seviyede oluşmasını tercih etmektedirler.

Öte yandan, uluslararası karşılaştırma açısından asgari ücretin düzeyi, yeterli bir veri sunmaz. Ayrıca her bir ülkede asgari ücretlilerin tüm ücretliler içerisindeki payına bakılmalıdır. Türkiye, Eurostat verilerine göre Avrupa ülkeleri içerisinde ücretliler içerisinde asgari ücretlilerin oranının en yüksek olduğu ülkedir. Türkiye’de asgari ücretin yüzde 5 fazlasına kadar kazananların tüm ücretlilere oranı, yüzde 43 ile diğer tüm Avrupa ülkelerinden açık ara yüksektir. Türkiye’yi yüzde 19 ile Slovakya, yüzde 17 ile Portekiz, yüzde 14 ile Litvanya izlemektedir.

2020 Yılında Geçerli Olacak Asgari Ücret Aslında Ne Kadar?

1 Ocak 2020 itibari ile bir yıl yürürlükte kalacak olan asgari ücret brüt 2.943 TL olurken en düşük AGİ tutarıyla net 2.324 TL oldu.

Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun dördüncü toplantısı ile birlikte dün Asgari Ücret belirlenmiş oldu.  Asgari Ücret günlük brüt 98,10 TL olarak belirlendi.

Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun açıkladığı rakama göre asgari ücret ile çalışan işçilerin ücretleri geçen seneye göre net 303,80 TL arttı. Bu rakam yüzde 15,03 olarak hesaplandı.

Tabloda da görüldüğü gibi brüt asgari ücret üzerinden yapılan kesintiler ile birlikte asgari ücret net 2.103,98 TL olarak hesaplanıyor. Net asgari ücrete en düşük Asgari Geçim İndiriminin (AGİ) eklenmesi ile birlikte işçinin eline geçecek en düşük net tutar  2.324,71 TL olarak hesaplanıyor. Asgari ücretin düzeyi, AGİ dahil telaffuz edilerek olduğundan daha yüksek gösteriliyor.

Asgari Geçim İndirimi (AGİ) nedir?

Asgari Geçim İndirimi (AGİ)  işçilerin asgari geçimini sağlayacak bölümünün gelirinden düşürülerek vergi dışı bırakılmasıdır. Yani kazanılan gelirin bir kısmının istisnaya tabi tutularak ücrete yeniden eklenmesidir. AGİ her yıl hesaplanarak güncellenen bir değerdir. Asgari Geçim İndirimi hesaplamalarında asgari ücretin yıllık brüt tutarı, işçinin medeni durumu ve çocuk sayısı dikkate alınarak belirlenir.

İşçinin kendisi için yüzde 50, çalışmayan ve herhangi bir gelir elde etmeyen eş için yüzde 10, çocukların her biri için ilk iki çocuk yüzde 7,5 diğerleri için ise yüzde 5 şeklinde hesaplanır. Yeni asgari ücretle birlikte AGİ tablosu da aşağıdaki gibi güncellendi:

Aşağıdaki tabloda ise farklı AGİ düzeylerinde ele geçecek olan net asgari ücret hesabı bulunuyor:

 

                       Gelir Vergisi Nedeniyle Asgari Ücretlinin Eline Geçen Azalacak

Diğer ücret gelirlerinden olduğu gibi asgari ücretten de, gelir vergisi belirlenen dilimler uyarınca kesilecek.

Gelir vergisinin hesaplanmasında, Gelir Vergisi Matrahı esas olarak alınıyor. Gelir Vergisi Matrahı, brüt ücretten SGK işçilik payı ve İşsizlik Sigortası İşçi Payı düşüldükten sonra hesaplanan tutardır. Her ay Gelir Vergisi matrahının toplanması ile Kümülatif Gelir Vergisi Matrahı hesaplanır. Gelir Vergisi, Kümülatif Gelir Vergisi Matrahına göre aşağıdaki dilimler içerisinde kesiliyor.

Gelir vergisi dilimleri henüz belirlenmedi. Ancak aşağıdaki tabloda yer aldığı gibi, asgari ücrete yakın bir artış gerçekleştirilmesi muhtemel. Buna göre yeni vergi dilimleri yaklaşık olarak şu şekilde oluşacak:

 

Eğer Gelir Vergisi dilimlerinde yukarıdaki tablodaki gibi bir artış söz konusu olursa asgari ücretli çalışan daha Ağustos ayında yüzde 20’lik gelir vergisi dilimine girecek. Bekar AGİ’si ile çalışan işçiler için ücret tablosu aşağıda gibi hesaplanacak:

Bu hesapla, hükümetin önceki yıllarda yaptığı düzenleme uyarınca bekar asgari ücretli tamamlamadan yararlanacak. Eline geçen net tutar 2.324,71 TL’de sabitlenecek. Evli veya çocuklu işçiler için ise durum farklı. Bekar AGİ’sinden farklı olarak bu işçiler bu tamamlamadan yararlanamıyorlar.

Eşi çalışmayan, çocuksuz bir işçinin alacağı ücret AGİ ile birlikte yukarıdaki gibi olacak. Tablodan da anlaşılacağı üzere bu işçi Ağustos ayı ile birlikte bekar AGİ’si alan işçiden 81 TL az ücret alacak.

Asgari Ücretin 75 TL’si İşsizlik Sigortası Fonu’ndan

2015 yılında bir seçim vaadi olarak dile getirilen ve 2016 yılı için geçerli olacak asgari ücretin 1.300 TL’ye çıkarılmasından patronların rahatsız olmaması için Asgari Ücret Desteği uygulaması başlatıldı. Buna göre, 2016 ve 2017 yıllarında 12 ay süreyle, 2018 yılında 9 ay ve 2019’da yine 12 ay süreyle İşsizlik Sigortası Fonu’ndan işverenlere yeni bir teşvik verildi.

Yani asgari ücretteki kısıtlı artışın patronların maliyetini arttırmaması için işçilere ait bir fon olan İşsizlik Sigortası Fonu’ndan yine patronlara kaynak aktarılıyor. Yani hükümet, asgari ücretliye verdiği kuş kadar zammın bir kısmını, işçinin diğer cebinden yani emekçiye ait olan İşsizlik Sigortası Fonu’ndan geri alarak patronlara vermiş oluyor.

2019 yılında Asgari Ücret Desteği uygulaması ile prime esas günlük kazancı 102 TL (toplu sözleşme uygulanan özel sektör işyerleri için 203 TL) ve altında bildirilen çalışanlar için patronlara destek verildi. Bu destek, 500’ün altında işçi çalıştıran patronlara işçi başına günlük 5 TL, 500’ün üzerinde olan işyerlerinde 3,36 TL düzeyinde.

2020 yılında ise Asgari Ücret Desteği’nin aylık 75 TL olarak uygulanacağı açıklandı. Getirilen kazanç kriterine uyan işçi başına patronlara aylık 75 TL, İşsizlik Sigortası Fonu’ndan ödeme yapılacak.

İndir